MAHKEMESİ: Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 01/03/2012
NUMARASI: 2006/248-2012/67
C.. B.. ile Hazine ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.03.2012 gün ve 248/67 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı C.. B.. vekili, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak kadastro çalışmaları sırasında mera olarak sınırlandırılan .. ada .. parselde kayıtlı yaklaşık 17.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın sınırlandırılmasının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya harç yatırmak suretiyle katılan S.. B.., miras yoluyla intikal, 80 yılı aşkın eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak .. ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların mera sınırlandırılmasının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera nitelikli yerlerden olduğunu, ve kazanma koşulları oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Köy tüzel kişiliği temsilcisi ise taşınmazların "çayır" olarak kullanıldığını bildirmiştir.
Mahkemece; davacıların davalarının kabulüne, ... ada .. ve .. parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile çayır vasfıyla davacı C.. B.. adına, ... ada .. parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile çayır vasıflı olarak davacı Seyfettin Bozkurt adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, dava konusu .. ada 1, 2 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar kadastro çalışmaları sırasında sırasıyla, senetsizden, mera niteliğiyle, 16.026 m2, 18.752 m2 ve 16.739 m2 yüzölçümlü olarak 04.04.2006 tarihinde orta malı olarak sınırlandırılmış, 4 parsel tutanağında, C.. B..’un, 1 ve 2 parselin tutanaklarında ise S.. B..’un çayır olarak zilyetliğinde bulunduğu, ancak, bu gibi yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı açıklanarak, 09.05.2006 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden mera siciline kayıtları yapılmıştır.
Dava konusu taşınmazlar üç sınırı bakımından 119 ada 3 nolu kadim mera parseli ile çevrili olup, doğu hududunda ise kadim yol bulunmaktadır. Şu halde taşınmazların konumları itibariyle kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olduğunun kabulü gerekir. 1, 2 ve 4 nolu parsellerin özel mülkiyete konu yapılması halinde kadim mera niteliğinde bulunan ve onunla bir bütünlük oluşturan 3 nolu kadim mera bütünlüğünün bozulacağı açıktır.
Meralar, kamunun yararlanmasına ayrılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu mallarıdır. Gerek kamunun ortak yararlanmasına tahsis edilen yerlerden olmaları ve gerekse doğal yapıları gereği diğer kamu mallarında olduğu gibi meralar olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gibi özel mülkiyet şeklinde tapu siciline kaydedilmeleri de mümkün değildir.
Olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmaya ilişkin TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasa'nın 14.maddeleri meralar hakkında uygulanamaz.4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4.maddesi'nin 3. fıkrasında açıkça meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği, zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı ve amacı dışında kullanılamayacağı belirtilmiştir. Yasalarda belirtilen yetkili organlarca nitelikleri değiştirilmedikçe özel mülkiyet şeklinde kazanılmaları mümkün olmaz. Meraların mülkiyeti Hazine’ye, kullanma hakkı ilgili köy, köyler ile belde veya belediyeye aittir.
Tüm bu açıklamalar karşısında; dava konusu yerin, mera niteliğindeki kamu mallarından bulunduğu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği gözden kaçırılarak, her üç taşınmaz yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.