MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Payı Alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kabulüne dair ... 6. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için ... Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tarafların 1963 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde sahip olunan 4 parça taşınmaz üzerinde 1/2 oranında katkı payı alacağı bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 60.000 TL. katkı payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların müvekkilinin kişisel malı olduğunu, davacının katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davanın kabulüne, 60.000 TL katkı payı alacağının karar tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gözönünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544, TBK 646 m).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgelerin bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır.
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Bundan ayrı; 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren edinilmiş mallara katılma rejiminde mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).
Somut olaya gelince; eşler, 20.06.1963 tarihinde evlenmiş, 22.10.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir ( TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu bir kısım mallar, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1974 ve 1988 yıllarında, bir kısım mallar ise edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 2007 ve 2009 yıllarında satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Davacı erkek yurtdışında ve yurt içinde gelir getiren işlerde çalışmış, davalı kadın ise ev hanımıdır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 s.lı TMK 179 m).
Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazların alınmasına yurtdışındaki ve yurtiçindeki çalışmalarından elde edilen gelirlerle 1/2 oranında katkıda bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 60.000 TL katkı payı alacağı istemiş, yazılı gerekçelerle talep gibi karar verilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlardan ... parsel üzerindeki 27 nolu bağımsız bölümün edinilmesine davacının % 99 oranında katkısı bulunduğu ancak talebin 60.000 TL olduğu belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de davacı tarafça fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak yazılı şekilde karar verilmiş olduğundan davalı tarafın açıklanan nedenlerle hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmaktadır.
HMK'nun 26. maddesi gereğince hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup talepten fazlasına karar veremez. Davacının talebinin 1/2 oranında katkısı bulunduğunu açıkladığına göre, mahkemece taleple bağlı olarak davacının 1/2 oranında katkıda bulunduğu kabul edilmek suretiyle davacının katkı payı alacağının belirlenmesi gerekirken, talep aşılmak suretiyle davacının katkı oranının % 99 olarak kabul edilmesi, ayrıca alacağa dava tarihinden geçerli olarak faiz yürütülmesi gerekirken hatalı şekilde karar tarihinden geçerli olarak faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava konusu taşınmazlardan ... parsel ile ... parsel, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınmıştır. Her ne kadar davalı savunmasında bu taşınmazların müşterek çocuk ...'ın Rusya'dan gönderdiği parayla satın alındığını belirtmiş ise de dosya kapsamına göre müşterek çocuk ..., parayı 24.12.2009 tarihinde söz konusu taşınmazların alındığı tarihten daha sonra göndermiş olması nedeniyle bu paranın her iki taşınmazın alınmasında kullanıldığının kabulü doğru olmamıştır. TMK'nun 222. maddesi uyarınca bir eşe ait olan mal, aksi kanıtlanamadığı sürece edinilmiş mal niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Dava konusu ... parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu bu taşınmazın öncesi ... parsel olup, 30.05.1974 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edilmiş, 14.01.1986 tarihinde ifraz görerek davaya konu ... parsel oluşmuş, boşanma davasının açılmasından kısa bir süre önce 02.06.2010 tarihinde satış yoluyla dava dışı ...'e devredilmiştir
O halde; ada ve parsel numarası yazılı taşınmazlar yönünden talep ve davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde usulüne uygun olarak davacının katkı payı ve artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekirken,hatalı değerlendirme sonunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 1.024,65 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 1.069,20 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.