MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.06.2014 gün ve 461/371 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 328 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının tapuda davacılar adına kayıtlı olduğunu, 1/2 payının ise .... adına kayıtlı olduğunu, ancak ....'nın kim olduğunun bilinmediğini, bilinse bile ölümünün üzerinden 20 yıldan fazla bir süre geçtiğini açıklayarak .... adına kayıtlı 1/2 payın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların TMK'nun 713/2. maddesindeki ''ölüm'' hukuki sebebine dayanmadığı, aynı maddedeki ''maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan'' sebebine dayandıkları, yapılan kolluk araştırması, nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre 328 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 1/2 pay maliki olan ....'nın kim olduğunun bilinmediği ve davacıların 20 yılı aşan bir zilyetliğinin bulunduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir " hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında, tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nın 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları).
Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması'' gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 328 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında taşınmazın iktisap şekli ayrıntılı olarak belirtilmiş, burada dava konusu taşınmaza revizyon gören 14.5.1945 tarih 72 sıra nolu tapu kaydından bahsedilerek kayıt malikinin ismi ile babasının ismi yazılmış, gerek revizyon gören tapu kaydı gerekse bu tapu kaydının geldisi olan Eylül 322 tarih 418 sıra nolu tapu kaydında kayıt maliki ...'nın babası ...'in iktisap şekli de ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı, kadastro sırasında taşınmaza revizyon gören tapu kaydı ve bu kaydın geldisi olan tapu kaydındaki bilgilere göre; iptali istenen 1/2 pay maliki .... tanınan ve bilinen kişi olup, TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı ''maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan'' sebebine dayalı kazanma koşullarının gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır.
Ayrıca dava dilekçesindeki açıklamalar ve davacıların yargılama sırasındaki beyanlarından davacıların aynı zamanda TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı ''ölüm'' hukuki sebebine de dayandıkları anlaşılmaktadır. Tapu kayıt malikinin ölümü belli ve mirasçıları mevcutsa, mirasçıları hasım gösterilerek davanın görülmesi, mirasçılarının mevcut olmadığı ve mirasının TMK'nun 501. maddesine göre Devlete kalması halinde ... hasım gösterilerek davaya devam edilmelidir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.