MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... ... ve kayyım ... Mal Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.04.2014 gün ve 371/182 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı kayyım vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1517 ada 27 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni tarafından 30 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile davasız, aralıksız kullanıldığını ve üzerine kalıcı nitelikte bina ve ağaçlar dikildiğini açıklayarak tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalılar ... vekili, Hazine vekili ve Kayyım vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazın malik hanesinde yazılı ... isimli şahısların kim olduğunun araştırmalara rağmen tespit olunamadığı, taşınmazın kadastro tespitinden bu yana intikal işlemi yapılmadığı, davacı açısından TMK'nun 713/2 maddesinde yer alan zilyetlikten tescil koşullarının sabit olduğu gerekçeleriyle, davanın kabulüne 1517 ada 27 nolu parselde ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile tamamının davacı ... adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin taşınmazı nizasız, fasılasız 30 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile kullandığını belirtmiş, bu dilekçesini açıklayıcı nitelikteki 19.11.2012 havale tarihli dilekçesinde; davanın hukuki dayanağını TMK'nun 713/2. maddesi olduğunu belirterek, bu anlamda tapu maliklerinin tespitinin mümkün olmadığını açıklamıştır. Davacı vekilinin dava dilekçesini açıklayan beyanlarına göre dava; TMK'nun 713/2. fıkrasında açıklanan tapu kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün
olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 1517 ada 27 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının 288 ada 27 parsel olduğu, taşınmazın tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde, Yoklama 1291 tarih 27 sıra nolu tapu kaydı ile ... biraderi .....'in tapulu malı olduğu, tapu maliklerinin ölü bulunduğu, miraçılarının tespit edilemediği açıklanarak tapu malikleri ... adına 1/2'şer hisse oranında 10.08.1979 tarihinde tespit edildiği ve itiraz edilmeksizin 17.03.1981 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; tapu kaydı, tedavül kayıtları, tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikleri ... bilinen kişilerden olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak dava sebebine göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı Kayyım vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy