MAHKEMESİ: Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/10/2012
NUMARASI: 2011/256-2012/252
E.. Ç.. ve M.. Ç.. ile Hazine ve M.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.10.2012 gün ve 256/252 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, vekiledenlerinin dava konusu 3366 sayılı parselin maliki olduklarını, kadastro çalışmaları sırasında tespitin tapu maliki belli olmayan hatta nüfusta kaydı bulunmayan kişi adına yapıldığını açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptali ile vekiledenleri adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı M.. B.. ile daha sonra sınırları içinde kaldığı anlaşılan ve davaya dahil edilen dahili davalı K.. B.. dava dilekçesi ile dahili dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşı yargılama oturumlarına katılmamışlar ve herhangi bir cevapda vermemişlerdir.
Mahkemece, 3366 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle, eşit paylar oranında davacılar Mustafa ve Ekrem adlarına tapuya kayıt ve tescillerine, davalı Mahmat Belediyesi'ne karşı açılan davanın husumetten reddine, karar verilmesi üzerine, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 713/2. fıkrasında yer alan maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan ve bu nedenle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davada taraf teşkilinin sağlanmadığı ve davanın kayıt malikine yöneltilmediği belirlenmiştir. Tapu iptali ve tescil davalarında dava, kural olarak kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına yöneltilerek açılır. 3366 sayılı parsel 24.12.1990 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Adem oğlu O.. K.. adına belgesizden tespit edilmiş olup kadastro tutanağının 28.03.1991 tarihinde kesinleşmesiyle O.. K.. adına tapu kaydı oluşmuştur.
Görüldüğü gibi kayıt maliki Adnan oğlu O.. K..'a davanın yöneltilmediği belirlenmiştir. Dosya kapsamında yapılan araştırmada ilanen tebliğ yoluna gidilmediği de saptanmıştır. TMK'nun 713/2. fıkrası kapsamında yer alan 3 ayrı hukuki sebep nedeniyle ayrı ayrı veya birlikte açılan davaların kamu düzeni ağırlıklı davalar olması nedeniyle taraf teşkilini yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Yargıtay ve Daire uygulaması da bu yöndedir. Bu nedenle öncelikle davanın kayıt maliki bulunan Adem oğlu O.. K..'a yöneltilmesi taraf teşkilinin sağlanması açık adresinin veya mernis adresinin bulunmaması halinde 7201 sayılı Tebligat Kanun'un ilgilili hükümleri uyarınca dava dilekçesinin ilanen tebliğ yoluna gidilmesi bu konuda Hukuk Genel Kurulu'nun 22.2.2012 tarih ve 2011/8-763 Esas, 2012/85 Karar sayılı ilamın kapsamının göz önünde bulundurulması daha önce davacı tarafın yararına sonuçlanan ve delil olarak dayanılan 30.12.1991 tarih ve 1984/232 Esas, 1991/686 Karar sayılı dosya kapsamının eldeki dava bakımından mahkemece değerlendirilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Şayet yapılacak araştırma ve inceleme sonucu kayıt maliki yaşayan ve bilinen ya da ölen kişi ise bu takdirde veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması alınacak veraset belgesine göre davanın mirasçılarına yöneltilmesi düşünülmelidir.
Kabule göre de zilyetlik maddi olaylardan olup yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delilin ispatlanması mümkündür. (3402 sayılı Kadastro Kanun'un madde 14/1) Sadece yerel bilirkişilerin beyanı ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi tanık ve delil bildirmesi için taraflara süre ve imkan tanınmaması da doğru değildir.
Yine kabule göre taşınmaz tapuda kayıtlı olup maliki belli olduğuna göre davanın köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi yerinde görülmemiştir. Hazine ise TMK'nun 501. maddesi uyarınca mirasçı bırakmadan ölen kişiler bakımından son mirasçı olarak davada yer alması mümkündür. Kayıt malikinin ölü olup olmadığı bu aşamada bilinmemektedir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma ilamının tebliğinden itibaren tarafların 15 gün içerisinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğinde 07.11.2014 tarihinde karar verildi.