MAHKEMESİ : Çermik Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/04/2011
NUMARASI : 2006/194-2011/107
A.. A.. ile Hazine ve K.. K.. aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Çermik Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.04.2011 gün ve 194/107 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen taşınmazın vekil edeni tarafından imar ihya edilerek 40-45 yıldan beri kullanıldığını açıklayarak vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş, 15.04.2008 tarihli yargılama oturumunda tescil isteğinde bulundukları yerin keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen yer olduğunu ve diğer kısımlara ilişkin tescil isteğinin bulunmadığını bildirmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Karakaya Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiğinden davanın kabulüyle, teknik bilirkişisinin 15.08.2007 tarihli raporunda ve krokisinde B harfi ile gösterilen 5381.92 m2'lik yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz komşu 17 parsel tutanağına göre 31.11.1982 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 766 sayılı Yasa'nın 2. maddesi uyarınca tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerlerden olduğundan tespit harici bırakılmıştır. Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre imar ihyaya muhtaç yerlerdendir. Böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür. Hal böyle ise de, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları; taşınmazın davalıya babasından intikal ettiğini bildirmişler ancak, mahkemece taşınmazın ne şekilde intikal ettiği ve başka mirasçı bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadığı gibi, imar-ihyaya kim tarafından hangi tarihte başlanıp hangi tarihte sona erdiği de araştırılmamış ve uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğrafından da yararlanılmamıştır.
Bu halde öncelikle, hükümden sonra 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu Diyarbakır İlinde Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları ilin mülki sınırları olarak belirlenmiş ve köylerin tüzel kişiliği kaldırılıp mahalleye dönüşmekle köyün taraf sıfatının ortadan kalktığı buna karşılık Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin taraf haline geldiği dikkate alınarak davanın ilgili Büyükşehir Belediyesi'ne yöneltilerek taraf teşkili sağlanmalıdır.
Öte yandan bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu nedenle dava tarihi 2006 yılından önce ancak tespit harici bırakılma tarihinden sonra geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait (1976-1986 yıllarına ait) yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan; Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle açıklanan hava fotoğrafları ve paftalar uygulanarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin imar ihyanın hangi tarihleri de tamamlandığının ve zilyetliklerinin ne zaman başladığının belirlenmesine çalışılması, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmaz üzerinde imar - ihya işlemlerinin başladığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin ayrı ayrı belirlenmesi, bundan ayrı taşınmazın davacıya babasından ne şekilde intikal ettiğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması ve HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylanıp dosya arasına konulmasından sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK.m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.