MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kabulüne dair ...4. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ... vekili, davacının çalışarak elde ettiği birikimleri ile evlilik birliği içinde davalı adına 3 tarla, 1 bağ, 1 daire ve 1 aracın edinilmesine katkıda bulunduğu iddiası ile 20.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile talep miktarını artırarak, toplam 141.730,00 TL talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu malların edinilmesinde davacının katkısının bulunmadığını adına kayıtlı taşınmazların 2002 öncesi edinildiğini belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava konusu dairenin alınmasına katkısını ispatlayamadığı, dava konusu 3 tarla ve 1 bağın edinilmiş mal olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, 141.730,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından davanın esası yönünden temyiz edilmiştir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
-//-
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 26.03.1974 tarihinde evlenmiş, 06.03.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın 10, TMK 202.m). Tasfiyeye konu 435, 1205 ve 1232 parsel sayılı tarlalar ile ... parsel sayılı bağ eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonra, satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece dava konusu 3 tarla ve 1 bağ olmak üzere toplam 4 adet taşınmaz yönünden katılma alacağına hükmedilmiş ise de davalının cevap dilekçesinin ekinde sunduğu taşınmaz listesinde toplam 12 adet taşınmazdan dava konusu olmayan 7 adet taşınmazın satılarak bunlardan elde edilen para ile dava konusu taşınmazların edinildiğini savunduğu, davacı kadının 26.06.2008 tarihli 2 nolu oturumdaki "davaya konu edilen taşınmazlar 2002 yılından önce kazanılan para ile alınmıştır ancak evlilik birliği içinde bende çalıştığım için bunlarda katkım vardır." şeklindeki imzalı beyanı ile bu olguyu doğrulayarak dava konusu taşınmazların diğer taşınmazlar satılarak edinildiğini kabul ettiği, ancak Mahkemece bu savunma üzerinde yeterince durulmadan sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş, davalının cevap dilekçesinin ekinde belirttiği taşınmazların kayıtlarının tapu müdürlüğünden getirtilerek, taşınmazların el değiştirme tarihlerinin yakınlığı, öncelik-sonralık ilişkisi, alım-satım değerleri vs gözönünde bulundurularak, tarafların gösterdiği tüm delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilerek, davalının kişisel malından transfer edilip edilmediğinin araştırılması, gerektiğinde bilirkişiden bu husularda ek rapor alınması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte gösterilen sebeplerle reddine ve taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2.420,50 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 14.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-//-
KARŞI OY
Davaya konu ve alacak hesabına dahil edilen dört parça taşınmazın tamamının TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra edinildiği ve davalı adına sicil oluşturulduğu görülmektedir. Davacının da imzalı beyanıyla açıkça kabul ettiği üzere; bu taşınmazların edinme bedelinin bütünüyle eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2012 tarihinde önce) iktisap edilen davalı eşe ait taşınmazların satışlarından elde edilen para ile karşılandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. O halde. "ikame kuralı" uyarınca dava konusu dört parça taşınmaz edinilmiş mal niteliğinde kabul edilemez. Bu malların davalının kişisel malı olarak kabul edilmesi gerekir. Mahkemenin bu taşınmazları edinilmiş mal kabul ederek katılma alacağına hükmetmesi bu sebeple doğru olmamıştır.
Ne var ki; toplanan delillerle bu dört parça taşınmazın alımında kullanıldığı çekişmesiz olan, davacının mal ayrılığı döneminde iktisap edilen ancak kayıtlarına ulaşılamayan ve davalının kişisel malı olduğu belirtilen taşınmazların edinilmesinde çalışarak birliğin giderlerine katkıda bulunmak suretiyle katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir diğer anlatımla, davacı davalının kişisel malının alımına, mal ayrılığı dönemindeki katkı payı alacağı oranında değer artış payı alacağı oluşturacak şekilde katkıda bulunmuştur. Delillerin tamamı toplanmıştır. Toplanan bu delillere göre tarafların gelirlerinden hareketle tasarruf oranlarının ve buna bağlı katkı oranının tespit edilmesinin mümkün olmadığı; ancak davacının katkısının oldukça sınırlı bir oranda olabileceği de görülmektedir.
Bu durumda mahkemece hakkaniyet ilkesine (TMK. m. 4; TBK. m. 50) göre uygun bir katkı oranı belirlenmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Davacı ancak bu katkısı gereğince TMK. 227. maddesi çerçevesinde talep edilebilir. Mahkemece bu şekilde takdir edilecek katkı oranı, aynı zamanda TMK. 227. madde çerçevesinde " değer artış payı " hesabına da esas olacaktır. TMK'nun 227/son maddesi de hakkaniyet ilkesine göre sonuca gitmeyi desteklemektedir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece dava konusu dört parça taşınmazın değerleme anı olan karar tarihindeki değerlerinin tespit ettirilmesi ve yukarıda açıklanan şekilde takdir edilecek davacının katkı oranı ile tespit edilen bu değerlerin çarpımı sonucu bulunacak miktara hükmedilmek üzere, mahkeme hükmünün bozulması gerekir. Değerli Çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte bozma gerekçesinin açıklandığı yönde olması gerektiğini düşünüyorum.