MAHKEMESİ: Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/02/2013
NUMARASI: 2011/302-2013/214
C.. Ö.. ile F.. Ö.. ve müşterekleri, dahili davalılar M.. Ö.. ve müşterekleri aralarındaki lmuhdesatın aidiyetinin tespiti davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.02.2013 gün ve 302/214 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı M.. Ö.. tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ortaklığın giderilmesi davasında verilen süre içinde açılan 149 ada 12 ve 147 ada 2 parsel sayılı taşınmazlardaki muhdesat niteliğindeki ağaçlar, taş duvar, ahır ile 2 katlı kargir binanın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Yüksek 7. Hukuk Dairesi tarafından usulüne uygun taraf teşkili sağlanması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece, dava konusu 149 ada 12 parsel yönünden davalı S. Y. hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı F.. Ö.. ve diğer dahili davalılara karşı açılan davanın kabulüne, ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine, dava konusu 147 ada 2 nolu parsel yönünden ise davanın kısmen kabulüne, 2 katlı kargir bina, taş duvar, 1 adet ahır ve ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş, karar dahili davalılardan M.. Ö.. tarafından bozulması için temyiz edilmiştir.
Taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan diğer tüm tapu maliklerinin veya mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur.
6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı yargılamayla ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını açıklama ve ispat hakkını kapsamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur.
Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama sujelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir.
Somut olayda dahili davalılar G.. K.., M.. Ö.. ve H.. Ö.. adına Yargıtay bozma ilamı sonrası duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmeden ve adı geçenlerin duruşmalara katılımı sağlanmadan yargılama yapılarak karar verilmiştir. Söz konusu adı geçen dahili davalılara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebligatları yapılarak, usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra, tarafların varsa tüm delilleri toplanarak yukarıda açıklandığı gibi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dahili davalılardan M.. Ö..'nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden dahili davalı M.. Ö..'ya iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.