MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Davacı-karşı davalı ... ve davalı-karşı davacı ... arasındaki katılma alacağı davasında asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-davalı ... vekili, evllik birliği içerisinde edinilen mal varlığının tasfiyesi ile alacağın davalı-davacıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Davalı-davacı ... vekili, evllik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı araç yönünden alacağın davacı-davalıdan tahsilini talep etmiş, asıl dava yönünden davacı-davalının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile 116.500,00 TL alacağın karar tarihinden itibaren faiziyle davalı-davacıdan, birleşen davanın kabulü ile 14.250,00 TL'nin davacı-davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde asıl dava konusu edilenlerden Mercan Perde isimli işyeri hakkında değerlendirme yapılmadığına ilişkin itiraz ile davacı-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 30.11.1999 tarihinde evlenmiş; 12.12.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 09.01.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiye konusu edilenlerden, davalı-davacıya ait Mercan Perde isimli işyeri 13.02.2008 tarihinde faaliyete başlamış olup; 26.03.2012 tarihinde terk nedeniyle faaliyetine son vermiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
./.
Davacı tarafça, mal rejiminin tasfiyesini talep ederek dava dilekçesinde davalı koca adına kayıtlı bir adet taşınmaz ve araç ile yine evlilik birliği içerisinde davalı eş tarafından işletilen Mercan Perde isimli işyerinden de bahsedilmiş olup; söz konusu işyerinin mal kaçırmak amacıyla 200.000,00 TL karşılığı üçüncü şahsa devredildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamında 11.07.2014 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı-davalının araç ve taşınmaz yönünden toplam 116.500,00 TL katılma alacağı olduğu, işyerine ilişkin olarak para karşılığı işyerinin devredildiğinin ispatlanamamış olması nedeniyle alacak talebinin uygun olmadığı belirtilmiş olup, davacı taraf 22.09.2014 tarihli usulune uygun harcını yatırmış oldukları ıslah dilekçesinde talep miktarını 116.500,00 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda Mercan Perde işyeri ile ilgili iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile değerlendirmeye alınmadığı belirtilmiş ise de; davacının bu talebi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup (HMK m. 26; 297/2); hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı-davalı vekilin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 23.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
(Muhalif)
KARŞI OY
Dava, eşler arasında mal rejiminin tasfiyesine bağlı alacak davası niteliğindedir.
Mahkemece, davacının tasfiye kapsamında olduğunu bildirdiği malvarlığı unsurları üzerinde, gösterilen deliler toplanıp değerlendirilerek, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davacı tarafca talep miktarının arttırılmasına yönelik ıslah işlemi de dikkate alınarak; eşlerden (NA)'nin açtığı asıl davada davalı-karşı davacı adına tapuya kayıtlı taşınmazdan dolayı 116.500 TL'nin; eşlerden (FM)'in açtığı karşı davada ise eş (NA) adına kayıtılı otomobil dolayısıyla 14.250 TL.nin karşı taraftan tahsiline karar verilmiş; hükmü sadece davacı-karşı davalı (NA) temyiz etmiştir.
Davacı-karşı davalının temyizi, davalı-karşı davacı (FM) tarafından işletildiği ve mal rejimi sona ermeden önce üçüncü kişiye satılıp devredildiği iddia edilen " ..." işyeri unvanlı adi ticari işletmenin mal rejimi tasfiyesinde dikkate alınmamasına yöneliktir.
Tasfiye kapsamı içinde olduğu iddia edilen her malvarlığı unsuru dava ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca birer "vakıa" dır. Tarafların dayandıkları bütün vakıaları dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde sıra numarası altında göstermeleri (HMK. m. 119/1-e; 129/1-d) ve bu vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerekir (HMK. m. 194/1). Adi işletme niteliğindeki bir işletmenin kuruluş sermayesinin edinilmiş maldan karşılanması durumunda;
./.
mal rejiminin sona erme tarihindeki durumu esas alınarak, tasfiye ediliyormuş gibi değerleme yapılarak, yapılacak bu varsayımsal tasfiye sonucu bir artık değere ulaşıldığı takdirde, diğer eşin buna katılması mümkündür. Kuruluş sermayesi kişisel maldan karşılanan bir adi işletmede ise, ancak edinilmiş maldan yapılan bir katkı varsa bunun eklenmesi (TMK. m. 229) veya denkleştirilmesi (TMK. m. 230.) söz konusu olabilir.Yine işletme kişisel mal niteliğinde olmakla birlikte, mal rejiminin sona erdiği tarihte bir kar elde edilmiş ise, bunda da diğer eşin artık değere katılma alacağı olabilecektir. Ne varki; bütün bu araştırma ve incelemelerin yapılabilmesi için vakıanın, yani somut davada üzerinden alacak talep edilen adi işletmenin kuruluş, faaliyet ve durumunun somutlaştırılması gereklidir. Davacı-karşı davalının dilekçe ve bayanlarında, bildirdiği delillerde, bu somutlaştırma yapılmış değildir. O halde somutlaştırılmayan bir vakıada, mahkemenin araştıracağı inceleyeceği bir husus da olamayacaktır. Açıklanan nedenlerle; mahkemenin yürüttüğü tahkikat verdiği karar usul ve yasaya uygun olup; bozma kararı verilmesini gerektiren bir eksik tahkikat durumu bulunmadığından; Değerli çoğunluğun bozma kararına katılmıyor, temyiz talebinin reddi ile, hükmün onanması gerektiğini düşünüyoruz