MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, İcra Müdürlüğü'nün 2010/20819 nolu takip dosyasında borçlu ile ilgisi olmayan yerde haciz yapıldığını ve davacı 3. kişinin mallarının haczedildiğini iddia ederek davanın kabulü ile dava konusu menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçlunun huzurunda yapıldığını, haciz adresinde borçluya ait su ve elektrik faturaları bulunduğunu, davacı şirketin borçlunun çalışanları tarafından kurulmuş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, istihkak iddiacılarının borçlunun eski çalışanları olduğu, borçlu şirketin aynı adresinde daha önce de yapılan tüm hacizlere karşı değişik firmalarca istihkak iddiasında bulunulup, istihkak davaları açıldığı ve bu davaların reddedildiği davacı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin haciz mahalli olmadığı, borçluya ait evrakların hala haciz mahallinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine, mahcuz mallar hakkında takip durduğundan, davalının istediği %20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak 3. kişinin açtığı istihkak talebine ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı 3. kişi vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
19.04.2013 tarihli dava dilekçesinde davanın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi talebinde bulunulmuş, mahkemece tesis edilen 27.05.2013 tarihli ara karar uyarınca mahcuz malların değeri kadar teminat gösterilmesi durumunda dava sonuna kadar takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Ancak gerek takip dosyasında gerekse yargılama dosyasında anılan bu ara karar uyarınca yatırılmış bir teminata rastlanmamıştır. Bu durumda takibin durmasından bahsedilemeyeceğinden davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için gerekli şartlar eldeki davada oluşmamış olup, takibin durduğundan bahisle davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davacı 3. kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tazminata yönelik temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 1. bendinin 2. cümlesindeki “mahcuz mallar hakkında takip durduğundan, davalının istediği %20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin hükümden çıkartılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA; taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.