MAHKEMESİ: Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 29/01/2013
NUMARASI: 2012/663-2013/38
C.. B.. ile M.. S.. ve müşterekleri aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine dair Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.01.2013 gün ve 663/38 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; özetle dava konusu Gaziantep ili, Y.. İlçesi, G.. Köyünde kain 85, 110 ve 276 parsel sayılı taşınmazlarda, vekil edeni ile davalıların iştirak halinde malik olduklarını, dava konusu taşınmazların ortaklığın giderilmesi için Gaziantep 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1010 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların vekil edeni tarafından yetiştirildiğini açıklayarak, taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların vekil edeni tarafından yetiştirildiğinin ve değerlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın kendilerine verilen kesin mehile rağmen davalılardan C.. B..'ın adresini bildirmediği gerekçesi ile HMK'nun 115/2 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; dava dilekçesinin içeriğini belirten 6100 sayılı HMK’nun 119/1-b maddesinde davacı ile davalının adı, soyadı ve adreslerinin, 119/1-c maddesinde davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının dava dilekçesinde yer alacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hükmü yer almaktadır.
Somut olaya gelince; Mahkemece 28.11.2012 tarihli tensip zaptı ile, dava dilekçesinin HMK'nun 119. maddesindeki şartları taşımadığı, davalı olarak gösterilen C.. B..'ın tebligata yarar adresinin bildirilmesi için bir haftalık kesin süre verildiği, tensip zaptının 04.12.2012 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilin 08.12.2012 tarihinde davalı C.. B..'ın Mernis adresi olarak Pontault Combault Fransa olarak Mahkemeye bildirildiği, mahkemece bildirilen adres yeterli bulunmadığından HMK 115/2 gereğince davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Davacının bildirdiği adresten davalı C.. B..'ın yurtdışında yaşadığı anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25/a. maddesinde (Ek: 19/03/2003-4829/8 md) "Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./7.mad.) Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir." hükmü yer almaktadır. Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmaksızın yazılı şekilde adresin yetersiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, kabule göre de; her ne kadar "davanın reddine" şeklinde hüküm kurulmuş ise de, HMK'nun 119/1. maddesinde sayılan eksiklikler mevcut olduğu hallerde aynı maddenin 2. fıkrası hükmü uyarınca "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde iadesine 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.