MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2011/397-2013/182
F.. O.. ve M.. O.. ile Hazine-İstanbul Vergi Dairesi Bşk- Fatih Vergi Dairesi Müd.-İstanbul Vergi Dairesi Bşk-Kocamustafa Vergi Dairesi Müd. aralarındaki mirasın hükmen reddi davasının reddine İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.04.2013 gün ve 397/182 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı Namık Okmuş'un 04.11.2009 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakanın sağlığında %90 payına sahip olduğu "Tasfiye H..T.. Turizm ve Ticaret Ltd. Şti."nin tasfiye memuru olduğunu, vekil edeni M.. O..'un şirkette zorunlu ortak olarak gösterildiğini, murisin ölüm tarihinde borçlarını ödemeden aciz içinde olduğundan ölüm tarihi itibari ile terekesinin borca batık olduğunun hükmen tespiti ile vekil edenlerinin mirası reddetmiş sayıldıklarının TMK'nun 605/2. maddesine göre tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, miras bırakanın tasfiye memuru olduğu şirketin malvarlığının araştırılması gerektiğini, velayeten dava açılan yaşı küçük K.. O.. için kayyum atanması gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, miras bırakan N.. O..'un öldüğü 04/11/2009 tarihi itibariyle ödemeden aciz olduğu yönünde, yeterli ve inandırıcı deliller ortaya konamadığı, kendi şirketini tasfiye etme çabasında olmasının tek başına bu olguyu ispata yetmeyeceği takdir ve kanaatine varıldığı açıklanarak davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 maddesinde yer alan “ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır." hükmü gereğince mirasın hükmen reddine ilişkindir. Bu maddeye dayanılarak istekte bulunulabilinmesi için terekenin açıkça borca batık olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup
olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde; terekenin borca batık olup olmadığı, miras bırakanın mal varlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, vergi daireleri, belediyeler, Tapu Müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, zabıta marifetiyle de araştırılarak, aktif mal varlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; Mahkemece N.. O..'un ölüm tarihi olan 04/11/2009 tarihi itibariyle terekenin aktifi ve pasifi tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. Öyleyse Mahkemece yapılacak iş; miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla borç miktarını tespit etmek, aynı tarih itibarıyla taşınır ve taşınmaz malvarlığını, varsa hak ve alacaklarını, tarafların bu hususta gösterecekleri delilleri toplamak suretiyle saptamak, mirasbırakanın borcundan dolayı mirasçılar aleyhinde yürütülen takiplere ilişkin varsa icra dosyalarını getirtmek, davacıların mirası kabul anlamına gelen davranışları bulunup bulunmadığını tespit etmek, mirasın hükmen reddine engel teşkil eden Türk Medeni Kanunu’nun 610/2.maddesinde sözü edilen tereke mallarını kendisine mal edinme durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğini incelenmek, miras bırakan adına hisseli olarak kayıtlı olan tasfiye halindeki şirketin ölüm tarihindeki değerini de belirleyerek, terekenin aktif değerinin pasifini karşılayıp karşılamadığını araştırıp belirlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermektir. Mahkemecc bu hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan; miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle ödemeden aciz olduğu yönünde, yeterli ve inandırıcı deliller ortaya konamadığı, Kendi şirketini tasfiye etme çabasında olmasının tek başına bu olguyu ispata yetmeyeceği açıklanarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün İçinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz davacılara iadesine, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy