MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesat tespiti
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki muhdesat tespiti davasının reddine dair Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.01.2013 gün ve 38/34 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
.K.. A R A R
Davacılar vekili dava konusu 8017 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacılara ait olduğu ve onlar tarafından yaptırıldığı açıklanarak muhdesatların davacılar adına tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davayı kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere ve kural olarak; tespit davalarında tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 106. maddesinin 2. fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir. Bu nedenle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
O halde; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK'nun 567 ve Kamulaştırma Kanunu'nun 19. maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacıların tespit davası açmakta hukuki yararlarının olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece, hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar
verilmesi isabetsiz olmuş ise de; hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 22.12.2014 tarihinde karar verildi.