MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı
... ile ... (...) aralarındaki katkı payı davasının kabulüne dair Aile Mahkemesi'nden verilen 12.06.2013 gün ve 148/430 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.12.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı-karşı davalı ... bizzat ve vekili Av. ... ve karşı taraftan davalı-karşı davacı vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-karşı davalı ... vekili, tarafların boşandıklarını, evlilik birliği içinde davacı ...’nin ablasının ve ailesinin verdiği borç paralar ile 1989 yılında bir ev satın aldıklarını, şehir değişikliği yapmaları nedeniyle alınan bu evin 2007 yılında satılarak parası ile aynı yıl İzmir ili Çiğli ilçesi Balatçık mahallesi 22137 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın satın alınarak davalı adına tapuda kaydedildiğini açıklayarak kanun hükümlerine göre edinilmiş taşınmazın tasfiyesine ve davacının katkısının tahsil edilmesi gerektiğinden taşınmazın edinilmesine bilahare iyileştirilmesine davacının yaptığı 1.000,00 TL’nin fazlaya dair talep hakları saklı kalmak ve tasfiyenin sona ermesinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı ... vekili, davacı tarafın tasfiye talebine konu taşınmazın 2007 yılı Şubat ayında alındığını, iddia edildiği gibi 1989 yılında alınmış olan evin satılmasıyla alınmadığını, 1989 yılında “...mahallesi ... 2 sitesi No 11/3 ” adresindeki taşınmazın İzmir'den alınan dava konusu taşınmazdan sonraki tarihte satıldığını, dava konusu taşınmazın ise davalının ...'de çalışıp, emekli ikramiyesi, ... Biriktirme Sandığı emeklilik yardımı, davalının banka döviz ve fon hesaplarındaki nakitler ve ziynetlerinin bozdurularak edinildiğini, taşınmazın edinilmiş mallar kapsamında olduğunu, davacının taşınmazdaki alacağının artık değer üzerinden hesaplanmasını ve edinilmiş mallar arasında denkleştirme yapılması gerektiğini açıklamış,
karşı davasında ise, evlilik devam ederken Ankara'da ... adına satın alınan ve 2007 yılında satılan evin alımına İnci’nin de çalışarak elde ettiği gelirle katkısının 1/2 oranında bulunduğunu, davalının kişisel malını oluşturan malların tasfiye kapsamı dışına çıkartılarak, paylaştırma dışı kalan taşınmazın satışından elde edilen gelir üzerinden fazlaya dair talep saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL katkı payı alacağının tasfiyenin sona ermesinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harcını da yatırdığı 12.02.2013 tarihli dilekçesi ile talebini 44.872,00 TL. olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece, davacı-davalı ... tarafından davalı-karşı davacı ... (...) aleyhine açılan davanın kabulü ile, 1.000,00 TL katılma payı alacağının keşif tarihi olan 19.01.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı-davacı ... (...)'dan alınarak davacı-davalı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davalı-karşı davacı ... (...) tarafından davacı-davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile, 44.872,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davacı-karşı davalı ...'dan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı-karşı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 25.04.1986 tarihinde evlenmişler, 26.07.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202, 4722 sayılı Yasa'nın 10.m.).
Dava konusu İzmir İli, Çiğli İlçesi, 22137 ada 2 parselde 21 numaralı mesken 15.02.2007 tarihinde İnci ... adına satın alınmıştır. Karşı dava konusu ... İlçesi, 15004 ada 1 parselde 3 numaralı daire ise 15.01.1993 tarihinde ... adına edinilmiş ve 06.07.2007 tarihinde dava dışı gerçek kişiye satılmıştır. Davacı ...’nin isteği, katılma alacağı, karşı davacı ...’nin isteği ise katkı payı alacağı niteliğindedir.
Evlilik içinde 01.01.2002 tarihi sonrası eşlerden biri adına edinilen mal varlığı üzerinde diğer eşin yasadan kaynaklanan artık değerin yarısı oranında katılma alacağı isteme imkanı bulunmaktadır (TMK’nun 231, 236/1.m.). TMK'nun 222. maddesi gereğince, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerekir. Katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur. Katılma alacağı yasadan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir.
Kural olarak, 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu; 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Katkı payı alacağı hesabında, her iki tarafın evliliğin başından mal varlığının edinildiği tarihe kadarki gelirlerinin ayrı ayrı hesaplanması tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel
harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü sonucu yapması gereken harcamalar toplam gelirlerinden ayrı ayrı çıktıktan sonra her birinin ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarlarının belirlenmesi, toplam tasarruf miktarı karşısında davacının tasarrufu ile yapmış olduğu katkı oranının tespit edilmesi, bu oran ile dava konusu mal varlığının dava tarihi itibariyle tespit edilen sürüm bedeli ile çarpılarak davacının bu biçimde katkı payı alacağının saptanması ve hüküm altına alınması gerekir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, toplanan deliller karşısında mal ayrılığı rejimi geçerli iken edinilen Ankara İli, Yenimahalle İlçesindeki, 3 numaralı meskenin edinildiği tarih ile evlenme tarihi arasında karşı davacı ...’nin de çalışarak gelir elde ettiği belirlendiğine göre çalışarak elde ettiği geliri ile katkıda bulunduğunun kabulü gerektiğine, az yukarıda yazılı usule göre İnci’nin katkı payı alacağı belirlendiğine, katkı payı alacağının hesabında eldeki davanın dava tarihindeki sürüm değerinin kullanılmasında ve taşınmazın tapuda yazılı devir bedeli yerine alım tarihindeki piyasa sürüm değerinin dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmediğine, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde uygulanması mümkün olan TMK’nun 236. Maddesinin katkı payı alacağı davalarında uygulanma imkanı bulunmadığına, karşı dava tarihi itibarıyla katkı payı alacağı ile ilgili 10 yıllık zamanaşımı süresi de dolmadığına, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken edinilen Çiğli İlçesindeki 21 numaralı meskenle ilgili katılma alacağının hesabında ise karar tarihine en yakın piyasa sürüm değerinin kullanılması gerekli olup bu dönemde yasadan kaynaklanan katılma alacağı için eşin katkıda bulunması gerekmediğine, dava konusu taşınmazın karar tarihine en yakın sürüm değeri tespit edilerek, taraflar lehine denkleştirmeye esas kişisel mal veya değer ile katkıları da değerlendirilerek artık değer belirlendikten sonra artık değerin yarısı oranında katılma alacağına hükmedilmesi gerekli ise de, dosyada usulüne uygun şekilde yapılmış bir ıslaha rastlanmadığına, sırf harç yatırılmış olmasının davanın ıslah edildiği anlamı taşımayacağına, İnci vekilinin 15.000,00 TL ile ile ilgili kabule yönelen beyanları da taleple bağlılık ilkesi karşısında bu aşamada dikkate alınamayacağına, taleple bağlı kalınarak hükmedilen 1.000,00 TL katılma alacağı miktarında bu hali ile bozmayı gerektirir bir husus görülmediğine, katılma alacağı davasında karar tarihinden, katkı payı alacağı davalarında ise dava tarihinden, ıslah var ise ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden geçerli olmak üzere faize hükmedilmesi zorunlu olup Mahkeme'nin katılma alacağına keşif tarihinden faize hükmetmesinin davacı-karşı davalı ... lehine olmasına, aleyhe bozma yasağı kapsamında kalmasına, katkı payı alacağında hükmedilen faizle ilgili bölümün ise ... aleyhine olmakla birlikte açıkça temyize getirilmemiş olması sebebiyle bozma sevk edilme imkanı olmadığına göre davacı-karşı davalı ... vekilinin aşağıda yazılı husus dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde bulunmadığından hükmün aşağıda yazılı husus dışındaki bölümünün ONANMASINA,
Davacı-karşı davalı ... vekili dava dilekçesinde 1.000,00 TL’nin davalı-karşı davacı ... (...)’dan tahsilini istemiş ayrıca fazlaya ilişkin haklarını da saklı tuttuğunu bildirmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere davacı-karşı davalı ... vekilinin 04.03.2013 tarihinde 495,20 TL harç yatırmış olması, usule uygun ıslah talebinde bulunulmaması nedeniyle davanın ıslahı anlamı taşımayacağına göre davacının talebi ile bağlı kalınarak, davalı-karşı davacı ... vekilinin 27.03.2013 tarihli yargılama oturumundaki 15.000,00 TL. yönünden talebi kabule yönelik beyanlarının, taleple bağlılık ilkesi karşısında bu aşamada dikkate alınmamış olması ve taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL’ye hükmedilmiş olması
doğru ise de davacı-karşı davalı ...’nin “fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına” karar verilmesi gerekirken, ...’nin usulüne uygun şekilde belirlenecek katılma alacağı miktarının bakiye kısmı ile ilgili yeniden zamanaşımı süresi içinde açabileceği dava hakkını engelleyecek şekilde “fazlaya dair talebin reddine” karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Esasen Mahkemece bir taraftan ıslah yapılmadığı kabul edilerek talebin 1.000,00 TL tutarı ile dikkate alınması gerektiği açıklanırken, diğer yandan kabul edilmeyen ıslahdan hareketle ortada olmayan fazlaya dair talebin reddedilmiş olması da hükümde karışıklığa neden olmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ... vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün “fazlaya dair talebin reddine” ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı-karşı davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı-karşı davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve aşağıda dökümü yazılı 800,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.264,60 TL'nin temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy