MAHKEMESİ : İstanbul 14. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 14/11/2013
NUMARASI : 2009/449-2013/816
A.. M.. ile Z.. B.. ve dahili davalı Muhammed Hanefi Öztürk aralarındaki intifa hakkı tanınması davasının kabulüne dair İstanbul 14. Aile Mahkemesi'nden verilen 14.11.2013 gün ve 449/816 sayılı hükmün duruşma yapılması dahili davalı M. Ö. vekili, duruşmasız incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.09.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden dahili davalı M. Ö. bizzat ve karşı taraftan davacı vekili Av. M.. Y.. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekiledeni Asadur ile miras bırakan Demet’in 1986 yılında evlendiklerini, Sarıyer Noterliği'nce düzenlenen 30 Aralık 2002 tarih 38633 yevmiyeli sözleşme ile tarafların edinilmiş mallara katılma rejimini evlilik tarihi olan 18.10.1986 tarihine taşıdıklarını, sözleşmenin 10. maddesine göre sağ kalan eşin birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise üzererine eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı isteyebileceğinin kararlaştırıldığı, söz konusu gayrimenkulün eşlerin ortak çalışması ve gayreti ile meydana getirildiğini, davalının taşınmaz üzerinde hiçbir emek ve katkısı bulunmadığını açıklayarak, sözleşme uyarınca 931 ada 5 parsel üzerine müvekkili lehine intifa hakkı tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, miras bırakan Demet’in 2003 yılında öldüğünü mirasçı olarak tarafların kaldığını, müvekkilinin borcundan dolayı taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, aradan geçen uzun süreye rağmen sözleşmeye dayalı bir istekte bulunulmadığını, dava konusu taşınmazda oturmadığını, davacının müvekkilinin miras payına sahip olmaya çalıştığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya dahil edilen M.. Ö.. vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki 3/4 payının satış yoluyla devraldığını, satın aldığı taşınmaza intifa hakkı tesisinin mümkün bulunmadığını, müvekkilinin payına isabet eden bölüm yönünden başka mahkemede açılan davada ecrimisil talebinin kabul edildiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın intifa hakkı yönünden kabulüne, dava konusu 931 ada 5 parsel kaydına davacı A.. M.. lehine TMK 240/1 maddesi uyarınca 120.000,00 TL katılma alacağına mahsup edilmek üzere 21.000,00 TL değerli intifa hakkı tesisine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili, davalı vekili ile dahili davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Taraflar, 18.10.1986 tarihinde evlenmişler, eşlerden Demet Mezadur 17.02.2003 tarihinde ölmüştür. Taraflar arasındaki mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejiminin evlilik tarihinden geçerli olması kararlaştırılmıştır. Dava konusu 931 ada 5 parsel, 03.10.1997 tarihinde satın alma yoluyla miras bırakan Demet adına tescil edilmiş, 05.09.2008 tarihinde elbirliği mülkiyetinin müşterek mülkiyete çevrilmesi nedeniyle 1/4 payı davacı A.. M.. adına, 3/4 payı davalı Zehra Petek Gemiyakan adına tescil edilmiş, davalı Z. P. payı 21.09.2010 tarihinde ihale yoluyla dahili davalı M. Ö. adına tescil edilmiştir.
Dava; ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan TMK'nun 240.maddesi uyarınca intifa tesisi isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; 4721 sayılı TMK'nun 240/1 maddesinde; “Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.” denilmektedir.
Dava konusu taşınmaz, miras bırakan Demet adına kayıtlı iken 05.09.2008 tarihinde müşterek mülkiyete dönüştürülmüş, davalı Zehra Petek’e ait 3/4 pay, kişisel borcundan kaynaklanan icra takibi sonunda ihale yoluyla 21.09.2010 tarihinde dahili davalı M. H.’ye satılmıştır. İcra takibi öncesinde taşınmaz elbirliği mülkiyetinden çıkarılarak paylı mülkiyete dönüştürülmüştür. Artık dava konusu taşınmazın birlikte oturulan taşınmaz olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı gibi, taşınmazın 3/4 payı ihale ile dahili davalıya satılmıştır. Bu durumda, sağ kalan eşin TMK'nun 240. madde uyarınca katılma alacağına mahsuben intifa hakkı tesisini talep etmesine imkan bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar gözden kaçırılarak davacı tarafın intifa hakkı tesisine yönelik talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki; Davacı vekili, intifa hakkı tesisine katılma alacağını karşılık göstererek istekte bulunmuştur. Mahkemece katılma alacağının mevcudiyeti ve miktarı konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır. O halde; davacı kocanın talebinin mal rejimi sözleşmesi ve ölüme bağlı malvarlığının tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı isteğine yönelik olduğu kabul edilerek bu yönde gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde sadece intifa hakkı isteği hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekili, davalı vekili ile dahili davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tarafların temyiz itirazları kabul edilmiş olduğundan Avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20'şer TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya, davalıya ve dahili davalı M.. Ö..'e ayrı ayrı iadesine, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy