MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
... A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle “Fevzi Çakmak mah. 10410 sok. No:21 Karatay ...” adresinde haciz yapıldığını borçlunun kardeşi İdris'in borçlunun adreste bulunduğunu, geçici olarak hastaneye gittiğini beyan ettiğini, haciz mahallinde borçlu adına evrakların bulunduğunu daha önce borçlu adına kayıtlı olan ve icradan satışa çıkartılan 42 HB 167 plaka sayılı aracın haciz mahallinde görüldüğünü, borçlu ile üçüncü kişinin muvazaalı olarak hareket ettiklerini, 3.şahsın ikametgah adresinin ... olduğunu, ...'da ikamet eden bir kişinin, ...'da bir işletme açmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haczedilen menkullerin borçluya ait olduğunu belirterek 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, müvekkilinin 1990 yılından beri ...'da ikamet ettiğini, ... ilinde kendisine ait tarlaları bulunduğunu, haciz yapılan işyerinin, müvekkili tarafından Rahmi Bağrıaçık'tan kiralandığını ve işyerinde bulunan tüm makine ve sair eşyaların yeni alındığını işyerinin borçlu ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, borçlunun kardeşi İdris'in müvekkilinin sigortalı işçisi olduğunu, işyerinin borçlunun takip adresi olmadığı gibi, ödeme emrinin de tebliğ edildiği adres olmadığını haczedilen tüm menkullerin müvekkiline ait olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı bir sırada, haciz yapıldığı haczin İİK'nun 99. maddesi gereğince yapılmış olması karşısında ispat yükünün davacı-alacaklıda olduğu, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalı 3. kişinin işyerindeki faaliyetine, haciz tarihinden çok önce başladığı, ...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 3. kişi ...'ın, 1999 yılından beri vergi mükellefi olduğunun, bildirildiği borçlunun kardeşi İdris'in 3. kişinin sigortalı
işçisi olduğu borçlu ile 3. kişi arasında herhangi bir ortaklık bağının olmadığı, haciz yapılan adres ile ödeme emri teblig edilen adresin farklı adresler olduğu, İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi davalı 3.kişi yararına olup, bu mülkiyet karinesinin aksinin davacı-alacaklı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK'nun 99.maddesi uyarınca, istihkak iddiasının reddi talebiyle açılmıştır.
Dava konusu 31.10.2012 tarihli haciz tutanağının incelenmesinde; haciz sırasında borçlunun kardeşinin hazır olduğu, davalı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunduğu, “Bardaslı” marka çayların da bulunduğu bir kısım menkulün haczedildiği, haciz mahallinde borçlu tarafından bankaya yapılan bir ödemeye ilişkin makbuz bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı 3. kişi tarafından sunulan vergi levhasında, faaliyet alanının, çay toptan ticareti olmasına rağmen, haciz sırasında çay dolumuna ilişkin menkullerin de bulunmuş olması ve esasen davalı borçlunun da faaliyet alanının çay dolumuyla ilgili oluşu, borçlunun “Bardaslı” unvanını taşıyan ve faaliyet konularından biri de gıda olan bir limited şirketin ortağı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, bilirkişi tarafından incelemesi yapılan davalıya ait işletme defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kapanış tasdiki olmayan, usule uygun tutulmamış ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılması Yasal olarak mümkün değildir. Yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi karinenin aksini ispata yeterli değildir.
Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan 3. kişi aleyhine davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy