MAHKEMESİ: Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/02/2014
NUMARASI: 2013/762-2014/97
Davacı-karşı davalı Ş.. A.. ve müşterekleri ile davalı-karşı davacı A.. Ö.. aralarındaki elatmanın önlenmesi, yıkım, tapu iptali ve tescil olmazsa bedel davasının reddine dair Konya 1. Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.02.2014 gün ve 762/97 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden A.. Ö.. vekili Avukat İbrahim Kaya ve karşı taraftan Şime Aykaç bizzat ve müşterekleri vekili Avukat Mehmet Metin Yavuz geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar-karşı davalılar Ş.. A.. ve müşterekleri vekili, komşu 627 ada 12 parsel maliki davalının, mülkiyeti ve intifa hakkı davacılara ait 627 ada 13 parsele inşaat yapmak, kısmen beton doldurmak ve iki parsel arasındaki su kanalının üzerini kapatmak şeklindeki müdahalesinin menine ve davacıların arazisine yaptığı inşaatın yıkılmasına, davalı tarafından bir bölümünün üzeri kapatılarak kendi parseline kattığı su yoluna vaki müdahalenin de engellenerek su yolunun eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı A. F. vekili, vekil edeninin 1982 yılında taşınmazın bir bölümünü karşı davalıların murisi Fevzi’den haricen satın aldığını ve alım bedeli olarak iki adet çek verdiğini, tapu bölünemeyeceğinden devir yapılamadığını, Fevzi’nin ölümü sonrası mirasçılarının devre yanaşmadıklarını, satın alınan yer üzerine eşya koymak için yer yaptırıldığını, 1994 yılında Şima’nın belediyeye şikayeti üzerine karşı davalı Fevzi’nin mirasçılarına mektup yazarak durumu açıkladığını, harici satış ve ödemeden çevrenin de bilgisi olduğunu, müdahalenin bu nedenle haksız sayılamayacağını açıklayarak 627 ada 13 parselin 571,42857 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile vekil edeni A. F. adına tesciline, bu talebi kabul edilmez ise davalının satın aldığı bölümün dava tarihi itibarıyla gerçek değeri ile yine üzerine yaptığı inşaat değeri kadar bilirkişice belirlenecek tutarının davacı-karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, vekil edeni aleyhine açılan davanın ise reddini savunmuştur.
Mahkemenin, asıl dava yönünden davanın kabulü ile davalı A. F.’in davacılara ait 627 ada 13 parsele teknik bilirkişi R. B.'nın 01.12.2010 havale tarihli raporu ekindeki krokide A harfi ile gösterilen yerlere ve ırmağa olan vaki müdahalesinin men'ine, inşaat yıkılmış olduğundan kalıntıların temizlenmesi ile eski hale getirilmesine, karşı davanın ise reddine ilişkin kararı davalı-karşı davacı A. F. vekili tarafından temyiz edilmiş, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda Dairenin 02.04.2013 tarih 2012/13238 Esas 2013/4792 Karar sayılı ilamı ile asıl dava ile ilgili verilen hüküm onanmış, karşı dava ile ilgili olarak, Mahkeme tarafından karşı davaya konu edilen bedel isteği ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadığı gibi karşı dava yönünden gösterilen gerekçede de bedelle ilgili bir açıklama bulunmadığı, bu bakımdan hüküm fıkrasında yazılı karşı davanın reddi kapsamında değerlendirme olanağı da olmadığı, Mahkemece terditli bedelle ilgili istek bakımından iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin değerlendirilerek sonucuna göre olumlu olumsuz bir hüküm kurulması ve Mahkeme görüşünün ortaya konması gerektiği açıklanarak bozma sevk edilmiştir. Davalı-karşı davacı A. F. vekilinin karar düzeltme isteği de Dairenin 28.11.2013 tarih 2013/13389 Esas 2013/17870 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davaya ilişkin hüküm onanıp kesinleşmekle bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, karşı davadaki tapu iptali ve tescil istemine yönelik istemle ilgili verilen hüküm onanıp kesinleşmekle bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı-karşı davacının terditli olarak istediği satın alındığı iddia edilen bölüme ilişkin değer ve inşaat değerine ilişkin istemin de reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı-karşı davacı A. F. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, karşı davada iddia edilen haricen satın almadan kaynaklanan bedel isteği ile ilgili gerek sözlü olarak yapıldığı iddia edilen haricen satış, gerekse bu satış sebebiyle bedel ödendiğine dair ispata yönelik herhangi bir delil sunulmadığına, Dairenin tapu iptali ve tescil ile ilgili onama kararında da haricen satış kabul edilmeyip “davalı-karşı davacının haricen satın alma iddiası” şeklinde iddiadan bahsedildiğine, bu nedenle davalı-karşı davacı yararına usulü kazanılmış hak da doğmadığına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki husus dışındaki karşı davada yer alan bedel isteği ile ilgili redde ilişkin hükme yönelen ve yerinde olmayan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı-karşı davacı A. F. vekili tarafından diğer delillerle karşı davadaki iddia ispatlanamamış olmakla birlikte, karşı dava dilekçesinde “… her türlü delil” denilmek suretiyle açıkça "yemin" deliline de dayanılmış olduğundan T.C. Anayasası'nın 36. ve TMK'nun 6. maddesine göre, davalı-karşı davacı tarafa yemin teklif hakkı bulunduğunun hatırlatılması, kullanmak istediği takdirde davacılar-karşı davalıların usulüne uygun bir biçimde HUMK'nun 337. (HMK m. 227. vd) maddesi gereğince davet edilmesi ve HMK'nun yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak usulüne uygun bir biçimde yeminli beyanları alınarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı-karşı davacı A. F. vekilinin temyiz itirazları yemin delili bakımından açıklandığı üzere yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün bedele yönelik talep bakımından 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacılar-karşı davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı-karşı davacı A. F.'e verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMKm.297/ç) ve HUMK'nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın davalı-karşı davacıya iadesine 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.