MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu 833 parseldeki 2 numaralı dairenin vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, 2 numaralı dairenin vekil edeni adına tescilinin sağlanmasını talep etmiş, ön inceleme duruşmasında ise talebinin tespite yönelik olduğunu açıklamıştır.
Davalılar ..., ... ve ... , binanın babaları ... zamanında yapıldığını, davacının katkısının sadece eskiyen binaya yenileme yapmaktan ibaret olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, davalılar ... ve ... ise 11.2.2014 tarihli duruşmada davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2 nolu dairenin davacı tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, ..., ... ve ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Her ne kadar Mahkemece; “Davacı tanıklarının "binanın ilk etapta davacının babası ve diğer kardeşleri ile birlikte betonarme direklerinin yapıldığını, daha sonra ise her bir dairenin davacı ve diğer kardeşleri tarafından ayrı ayrı yaptırıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan binanın ikinci katındaki 2 nolu dairenin davacı tarafından kendi adı ve hesabına yaptırıldığını" beyan ettikleri, davacının kendi adı ve hesabına binanın 2.katındaki 2 nolu daireyi tamamladığı konusunda bir tartışmanın bulunmadığı, binanın yapımında kök miras bırakanın emek ve katkısının bulunması halinde miras payından yararlanamayan davalıların miras payından kaynaklanan alacakları nedeniyle ayrıca bir alacak davası açma haklarının bulunduğunun kuşkusuz olduğu, binanın yapımında kök murisin katkısının bulunmuş olmasının binanın tüm mirasçılar adına yapıldığını göstermeyeceği” gerekçesi ile kabul kararı verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Zira; Hem davacı tarafından hem de taraf tanıklarınca beyan edildiği ve Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davaya konu dairenin muris zamanında betonarme direkleri yapılmış, muris zamanında karkas halinde yapıldıktan sonra davacı tarafından tamamlanmıştır.
Taşınmaz üzerine daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir.
Mahkeme tespitinin aksine, dava konusu daire, muris zamanında muhdesat niteliğini kazanmış olup, iyileştirici nitelikteki giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK'nun 77 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca, Mahkemece, davalılar ... ve ...'ın kabulleri ayrıca gözönünde bulundurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davalılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy