MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, ilama bağlı olarak başlatılan takipte İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takip dosyasında asıl alacak olarak belirtilen alacağın, dayanak ilamda kamulaştırma bedelinin faizi olduğunu, faiz alacağına faiz yürütülemeyeceğini açıklayarak icra emrinin iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 01.04.2014 tarih ve 2010/357 Esas, 2014/470 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; hükmün c. Bendinde "..... TL’nin 04/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine“ karar verildiği, takip dosyasının incelenmesinden de alacaklının payına düşen kamulaştırma bedelinin dava ve karar tarihi arasında işleyen faizinin asıl alacak olarak işlemiş ve işleyecek yıllık % 9 yasal faizi ile birlikte talep edildiği, böylece faize faiz yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
Faize faiz yürütülmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121/2. (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir. 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. TTK'nun ticari işlerde faiz serbestisini ve mürekkep faizi düzenleyen "ticari işlerde faiz" başlıklı 8. maddesinin 3. fıkrasında ise ödünç para verme işlerinde bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım kredi kooperatifleri hakkında hususi hükümlerin saklı bulunduğu belirtilmiştir. Bu madde kapsamında değerlendirilebilecek kapitale dönüşen faiz alacağı, bir paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olabilir (HGK. 31.03.2004 tarih ve 2004/12-163 Esas, 2004/184 Karar).
Somut olayda, takip dayanağı kamulaştırma bedeli ile ilgili ilamda davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasına takabül eden 04.09.2010 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, takibe bu faiz alacağı konulmuştur. Bu nitelikteki faiz alacakları yönünden de Türk Borçlar Kanunu'nun 121/2. maddesi gereğince faiz yürütülmesi mümkün değildir. Takipte asıl alacak olarak belirlenen ve kapitale dönüşemeyecek bu meblağ için işlemiş faiz istenemeyeceği gibi takipten sonra istenen işleyecek faiz istemi de yasaya aykırıdır.
O halde Mahkemece istemin kabulü ile bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen asıl alacak (faiz) 26.261,89 TL yönünden takibin devamına, takip talebi ve icra emrinin “174,50 TL işlemiş faiz” ve "..takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (YILLIK %9,00 (YASAL) oranından az olmamak üzere artan oranlarda) faiz” talebine ilişkin kısımlarının iptali gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.