MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
... A R A R
Alacaklı tarafından birikmiş nafaka alacağına dayalı olarak başlatılan ilamlı takibe karşı borçlu, İcra Mahkemesi'ne başvurarak; takip dayanağı ilamın zamanaşımına uğradığını, ayrıca müşterek çocuğun ilam karar tarihinden itibaren kendisi ile kalmakta olduğunu, talep edilen faizin de fazla olduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece, takip konusu nafaka alacaklarının dayanak ilam tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Bu hükmün alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'ce; nafakaya ilişkin ilamların, bir borcun veya bir hakkın varlığını belirten ilamlar gibi olmayıp, nafaka alacağı zaman geçtikçe borçlu zimmetinde tahakkuk edeceğinden, takip gününden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiği,buna göre Mahkemece, takip tarihinden geriye doğru on yıllık nafakanın istenebileceği gözetilerek, icra emri arkasındaki hesap tablosunda nafakanın talep edildiği döneme ait tarihler dikkate alınarak ve borçlunun zamanaşımı dışındaki diğer itiraz ve şikayet nedenleri de değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bozma kararından önce borçlu vekilince 30.05.2013 tarihli dilekçe ile bildirilen tanıkların dinlenmesi ve yine anılan dilekçede belirtilen ... 5. Aile Mahkemesi'nin 2010/464 Esas 2011/97 Karar sayılı dava dosyasının getirtilip incelenmesi suretiyle müşterek çocuğun borçlu yanında kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken Mahkemece bu konuya ilişkin deliller toplanmadan, anılan hususun ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Bozmaya uyulduğu halde, gereğinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle hükmün yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 24.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy