MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
... ile ... aralarındaki dava hakkında ... .... Aile Mahkemesi'nden verilen 16.07.2013 tarih ve 559/512 sayılı hükmün Daire'nin 26.02.2015 gün ve 2013/20317-2015/5283 sayılı ilamıyla kısmen onanmasına ve kısmen bozulmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, evlilik birliği içinde 1998 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edilen 268 ada 22 parsel üzerindeki ana yapının (13) numaralı bağımsız bölümün (meskenin) alımında % 90 oranında katkısı bulunduğunu açıklayarak, 112.500 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren ve birleşen 2010/ 200 Esas sayılı davada, 2005 yılında davalı adına tescil edilen 276 ada (10) parsel sayılı mesken niteliğindeki taşınmaz nedeniyle 50.000 TL katılma alacağının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı vekili, her iki taşınmazın kişisel malı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 276 ada (10) parsel sayılı taşınmazın muristen intikal ettiği ve 268 ada 22 parsel 13 numaralı meskenin edinilmesinde somut katkı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairece 26.02.2015 tarih 2013/20317 Esas ve 2015/5283 Karar sayılı ilamda yazılı gerekçelerle, yerel mahkeme hükmünün, dava konusu 276 ada 10 parsel yönünden onanmasına, 268 ada 22 parselde kayıtlı 13 numaralı mesken yönünden ise bozulmasına karar verilmiştir. Davalı vekili dilekçesinde açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteğinde bulunarak bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında atıf yapılan yerel mahkeme kararındaki gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava dilekçesinin içeriği ve taşınmazın evlilik birliği içinde mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 05.02.1998 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edilmiş olmasına göre istek, 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi gereğince taraflar arasında mal ayrılığının geçerli olduğu tarihte edinilen taşınmaza yapılan katkıdan kaynaklanan katkı
.
payı alacağına ilişkindir. Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle(maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemiz'in devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, davacı için bu şekilde belirlenen katkı oranının tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılması suretiyle katkı payı alacak miktarının hesaplanması; sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınması gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar, Dairemizin ilke ve uygulamaları göz önüne alınarak yapılan incelemede; davaya konu edilen (13) nolu mesken, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 05.02.1998 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Davacı erkek taşınmazın alım tarihinde ve öncesinde....ları İşletmelerinde çalışarak gelir elde etmiştir. Davalı kadın ev hanımıdır. Toplanan delillerden, taşınmazın alım tarihinde ve öncesinde çalışarak gelir elde eden davacı ile davalının ziynet eşyalarından 28 adet çeyrek altın, 11 adet yarım altın ve 16 adet ata altının bozdurularak taşınmazın satın alındığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, dava konusu taşınmazın davacı eşin çalışmaları ile elde edilen gelir ve davalı eşin belirtilen ziynetlerinin satışı ile edinildiğinin kabulü ile yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde, davacı kocanın gelirinden yapabileceği tasarrufuna göre taşınmazın edinildiği tarihteki katkı oranının tespit edilmesi, bu oran belirlenirken taşınmazın edinilmesi sırasında davalı kadının en azından altınları ile yaptığı katkıdan az olmamak üzere kadının katkısının bulunduğunun göz önünde tutulması, diğer deyişle davalının kazanılmış haklarının nazara alınması, davacının belirlenecek katkı oranı ile taşınmazın dava tarihindeki sürüm değerinin çarpılması sonucu belirlenen miktarın davacının katkı payı alacağını oluşturduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Davalı vekilinin karar düzeltme isteği bu bakımdan yerinde olup, hükmün 268 ada 22 parselde kayıtlı 13 nolu bağımsız bölümü yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerekirken; bu husus gözden kaçırılarak değişik gerekçe ile bozma sevk edildiği anlaşıldığından; bu yöne ilişkin karar düzeltme talebi yerinde görülmüş; (13) numaralı meskene ilişkin alacak talebinin yukarıda gösterilen şekilde işlem ve inceleme yapılmak üzere bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle HUMK'nun 440-442 maddeleri uyarınca, KARAR DÜZELTME TALEBİNİN KABULÜ ile, (13) numaralı mesken niteliğindeki taşınmaza ilişkin Dairemiz'in 26.02.2015 tarih ve 2013/20317 Esas, 2015/5283 Karar sayılı bozma kararı gerekçesinin ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin 2009/559 Esas ve 2013/512 Karar sayılı hükmünün 268 ada 22 parselde kayıtlı 13 nolu mesken yönünden 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca aynı bentte açıklanan değişik gerekçeyle BOZULMASINA, diğer karar düzeltme taleplerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HMK'nun 442/1 maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 57,60 TL peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy