MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, 11/11/2014 tarihinde müvekkili şirkete ait olan aracın borçlunun ikametgahı olmayan ... A.Ş. otoparkında haczedilip muhafaza altına alındığını, aracın mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu, buna dair fatura ibraz ettiklerini, ibraz ettikleri faturaya göre aracın ... Tic. Ltd. Şti. tarafından müvekkili şirkete 14/10/2014 tarihli fatura ile satıldığını, tescili yapılmamış araçların sahiplik belgesi olarak faturaların kabul edildiğini, yasal anlamda herhangi bir geçerliliği olmayan geçici trafik belgesine istinaden haciz yapıldığını, bu belgede aracın mülkiyetinin kime ait olduğu hususunda bir bilgi olmadığını, sadece sürücünün adı olarak borçlunun adının bulunmasının söz konusu aracın borçluya aidiyetini göstermeyeceğini, aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin yeni kayıt ve tescil hükümleri çerçevesinde iktisap edildiğini ve borçlu ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ibraz edilen ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı şirkete düzenlenen 14/10/2014 tarihli fauraya göre, aracın haciz tarihi itibariyle davacı şirkete ait olduğu, haciz dayanağı olarak gösterilen geçici trafik belgesinin mülkiyet belgesi olmadığı, verilen geçici trafik belgesinin verildiği tarih itibariyle aynı il sınırları içinde 24 saat geçerli olduğu ibaresinin şerh düşüldüğü, bu belgenin haciz tarihi itibariyle bir geçerliliği olmadığı,davacı şirket tarafından borçlu adına fatura kesilmediği, noter aracılığıyla davaya konu aracın borçluya satıldığına dair satış belgesi bulunmadığı, aracın mülkiyetinin haciz tarihi itibariyle davacıda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu araç üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Her dava, açıldığı tarihteki koşullara tabi olup, açıldığı tarihteki hukuki durum gözetilerek sonuçlandırılır. Davacının dava tarihi itibariyle davayı açmakta ehliyete sahip olup olmadığı da bu ilke doğrultusunda çözümlenmelidir.
Somut olayda, dava konusu yapılan haciz 11.11.2014 tarihinde yapılmış olup, takip dosyasına yansıyan bilgilere göre dava konusu aracın 17.11.2014 tarihinde dava dışı ... Araçlar Ltd Şti'ye satıldığı, 18.11.2014 tarihinde anılan şirketçe takip dosyasına beyanda bulunularak istihkak iddiasının ileri sürüldüğü, 18.11.2014 te aracın ... Ltd Şti tarafından da dava dışı ...'e satıldığı, temyize konu davanın ise 03.12.2014 tarihinde davacı 3. kişi ... Otomotiv Ltd Şti tarafından açıldığı görülmektedir.
Bu bilgilere göre, davacı 3. kişinin dava tarihinden önce araç üzerindeki tasarruf yetkisini devrettiğinin ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyetine sahip bulunmadığının kabulü gerekir,
O halde, mahkemece davacının aktif dava ehliyetine sahip olmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı 3. kişinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 05.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.