İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ortaca İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/07/2013
NUMARASI :
DAVACI : M.. Y.. vs.
DAVALI : A.. Y.. vs.
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, ihtiyati haciz kararı uyarınca takip borçlusunun takibe dayanak senetlerde gösterdiği adresine haciz işlemi için gidildiğini, borçlunun eski çalışanı A.. Y..’ın istihkak iddiasında bulunduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket ettiklerini, A.. Y..’ın ihtiyati haciz esnasında sunduğu kira kontratının 03.07.2006 tarihli ve adi yazılı olduğunu, A.. Y..’ın malların kendisine ait olduğuna dair fatura ibraz edemediğini, O.. T..’un ise mahcuzların T. C. B.ı’ya ait olduğunu söylediğini bildirerek üçüncü kişilerin istihkak iddialarının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi A.. Y.. vekili, haciz yapılan işyerinin müvekkiline ait olduğunu, borçlunun bu işyeriyle hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin taşınmazı sahibi olan Abdurrahman Akhan’dan 03.07.2006 tarihinde kiraladığını, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu bildirerek davanın reddine, altınların iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Duruşmaya gelen davalı O.. T.., haciz tutanağında tespit edilen malların kendisine ait olmadığını, dava dışı T. C. B.’ya ait olduğunu beyan etmiştir.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece 24.07.2009 tarihli ve 2006/... Esas-2009...Karar sayılı ile kararda; haczin yapıldığı iş yerinin takip borçlusu C.. K.. tarafından kullanılırken kapatılıp boşaltıldığı, bundan sonra üçüncü kişinin aynı yerde cep telefonu ve kuyumculuk işine başladığı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarih itibarı ile vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, satış amacı ile çeşitli yerlerden altın alarak işyerine getirdiği, bir gün sonra haczin yapıldığı, muvazaalı iş yeri devri yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine dair kurulan hükmü alacaklı temyiz etmiş;
Davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarını ele alan Yargıtay 17.Hukuk Dairesi, 2010/... E. ve 2011/... K. sayılı ve 30.6.2011 tarihli kararında , Dava konusu haciz, icra
-//-
takibine dayanak senetlerde gösterilen takip adresinde yapılmıştır. İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir. Öte yandan İcra Müdürlüğü tarafından sehven İİK'nun 99.maddesinin uygulanması ve alacaklı tarafa dava açmak üzere süre verilmesi ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu da doğurmayacaktır. Davacı kira sözleşmesi, vergi levhası faturalar, ticari kayıtlar ve tanık anlatımlarına dayanmaktadır. Adi nitelikteki kira sözleşmesi ve vergi levhası her zaman temini mümkün delillerdendir. Davacının dayandığı faturalarda ise ayırt edici özelliklere yer verilmediğinden mahcuzlarla karşılaştırılması mümkün değildir. Diğer yandan sözkonusu faturaları düzenleyen firma ve bilirkişilerin ticari defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmadığı dosyaya sunulan bilirkişi raporları içeriğinden anlaşılmaktadır...üçüncü kişi istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli güçlü delilleri sunamamıştır... kira ilişkisinin başlangıcı borç tarihinden sonra ve ihtiyati haciz kararından da kısa bir süre öncesine denk düşmektedir. Bu durum borçlu ve üçüncü kişi arasında muvazaalı devir yapıldığı kanaatini uyandırmaktadır” denilerek alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı davanın kabulüne ilişkin gerekçelere yer verdikten sonra, gerekçe ile çelişkiye düşülerek sehven “Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.” ifadesine yer vermiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu belirtildikten sonra, ilamın gerekçe kısmı dikkate alınmaksızın sadece son kısmına uygun düşecek şekilde, bir önceki kararı ile aynı yönde davanın reddine karar verilmiş; hüküm yeniden davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2010/6546 Esas ve 2011/6889 Karar sayılı ve 30.6.2011 tarihli kararında, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davasının “kabulüne” ilişkin gerekçelere yer verilmiş olup maddi hataya dayalı olarak sonuç kısmında “davanın reddi” gerektiği yazılmış olduğundan dosya kapsamı ile 17. HD'nin mahkemece uyulan bozma ilamının gerekçesindeki hususlar gözetildiğinde davanın kabulü ile davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
23.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy