MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
.
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.05.2014 gün ve 38/79 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 149 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı ev, ahır, samanlık, ardiye ve garajın kendisi tarafından yapıldığını açıklayarak bu hususların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davacı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasının Kurşunlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/49 esas sayılı dosyasında derdest olduğu, davacının muhdesat iddiasını bu davada ileri sürmesi mümkün iken tespit için yeni bir dava açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasının diğer paydaşlar tarafından açıkça kabul edilmesi halinde ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur. Ancak tüm paydaşların açık kabulü bulunmadığı takdirde muhdesat iddiasını açıkça kabul etmeyen paydaşlara karşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde muhdesatın tespiti davası açılması mümkün olup, muhdesat iddiasında bulunan paydaşın böyle bir dava açmasında hukuki yararı vardır. Dosya kapsamından; mahkemece bu konuda bir inceleme yapılmadığı, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tensiple davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davası mevcut olduğundan davacının güncel hukuki yararının bulunduğu açıktır. Mahkemece, tarafların bildirdiği delillerin toplanarak gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Full & Egal Universal Law Academy