MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
... ile ..., ... Bakanlığı ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.04.2015 gün ve 66/231 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
... A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin davalı ... adına kayıtlı 127 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 120 m2'lik ev yaptığını, dava konusu yerin DSİ tarafından yapılacak kamulaştırma kapsamında kaldığını açıklayarak, 127 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 120 m2lik evin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, 4706 sayılı Kanun'un, 4916 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değişik 5. maddesi gereğince ... arazisi üzerine yapılan her türlü yapının ...'ye intikal edeceğini açıklayarak, dahili davalı ..., dava konusu taşınmazın intifa hakkı İmar İskan Bakanlığında olmak üzere ...'ye satıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Davalı ... Tüzelkişiliği herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava konusu binanın 3 yıllık olduğu ve 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesine yer alan düzenleme gereği davacının hak talep edemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- HMK'nun 33. maddesi (HUMK.nun 74 ve 76 maddeleri) uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Davacı vekili, ... adına kayıtlı 127 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırma kapsamında kaldığını belirterek ... ve taşınmazın bulunduğu köy tüzel kişiliğini hasım göstererek muhdesatın vekil edenine ait olduğunun tespitini istemiştir. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Bu nedenle, Mahkemece muhdesatın aidiyeti yönünden red kararı isabetli olduğundan, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Hukuki ilişki ve güncel hukuki yarar varsa tespit davası açılabilir. (HMK. m. 106/2). Tespit davası sonucu alman karar kesin hüküm etkisi doğurursa da icra takibine konu edilemez. Tespit davası ile istenen hukuki koruma eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı olamaz. Tespit davalarının dinlenebilmeleri için genel dava koşullarından başka tespit davalarının kendine özgü koşulları olarak nitelendirilen iki özel koşula daha ihtiyaç bulunduğu kabul edilmektedir. Biri hukuki ilişki diğeri hukuki yarar olup, bu da yakın bir tehlikenin var olmasını, tehlikenin zarar meydana getirebilecek nitelikte bulunmasını ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olmasını içerir.
26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde "Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir" denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmıştır. Nitekim öğreti ve uygulamada muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın ortaklığının giderilmesi için açılmış ve görülmekte olan bir dava bulunması halinde muhdesatı meydana getiren malik veya paydaşların bu olgunun tespiti istemiyle, yine muhdesat veya üzerinde bulunduğu taşınmazın kamulaştırılması halinde muhdesatı meydana getiren kişi veya kişilerin zilyetliğin tespiti istemiyle dava açmaları halinde hukuki yararın var olduğunun kabul edilmesi gerektiği, kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince, Mahkemece, dava konusu taşınmazın kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığı olgusu araştırılmadan yazılı gerekçe ile hüküm kurulduğu görülmüştür. Hal böyle olunca; Devlet Su işleri Müdürlüğü'nden kamulaştırma bilgi, belge ve krokilerinin dosyaya getirtilmesi ve hukuki yarar olgusunun saptanmasından sonra, dava açmada davacının güncel hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığı takdirde, davacı yanın dayandığı deliller ile birlikte toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin, temyiz itirazlarının yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 171,00 TL paşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy