MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenlerinin kök murisi ...’nın dava konusu 30 ada 12 parselin 13.11.1964ten bu yana malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, 1990 yılına kadar kendisinin sonrasında ise mirasçılarının kullandığını taşınmaz maliklerinin ise 20 yılı aşkın süredir en az 40 yıldır ölü olduklarını, TMK’nın 713/2 maddesinde yazılı bulunan ölüm hukuki nedenine dayanılarak tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece ilk kararında; dava konusu taşınmazın ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı olduğu, davanın Hazine ve Belediye2ye karşı açılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle husumetten davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar Dairemizin 27.12.2006 tarih, 2006/7844 Esas ve 2006/8208 Karar sayılı ilamıyla TMK’nın 713/2 maddesinde “ölüm” hukuki sebebine dayalı bu tür uyuşmazlıkların kayıt maliki veya maliklerine ,onlar ölmüş ise usulen belirlenecek mirasçılarına, hiç mirasçısı yok ise TMK. md 501 hükmü göz önünde bulundurularak davanın Hazineye yöneltilmesi gerekliyken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak ...’ın veraset ilamı alınmak suretiyle mirasçıları davaya dahil edilmiş olup yargılama esnasında Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli kararı ile TMK’nın 713/2 maddesindeki “ölüm” kelimesinin iptal edilmesi nedeniyle tapu kaydında ölü olduğu belirtilen kişilerin taşınmazlarının zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm , davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; TMK’nın 713/2 maddesinde düzenlenen ölüm hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Yerel Mahkemece, her ne kadar Anayasa Mahkemesinin iptal kararına değinilmişse ve TMK'nın 713/2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasanın 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Kökleşmiş Yargıtay ve Dairemiz uygulamalarına göre, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. O halde görülmekte olan dava da davanın açılış tarihi olan 11.10.2005 dikkate alınmalı kanunda bulunan zilyetlik koşullarının bu tarihe kadar oluşup oluşmadığı tespit edilmelidir. Bu nedenle yerel mahkemenin vermiş olduğu red kararı doğru görülmemiştir.
Ne var ki,; mahkemece önceki bozma ilamına da uyulduğu halde gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Dosya arasında bulunan tapu kaydına göre dava konusu 30 ada 12 parsel ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ... oğlu ..., ... kızı ... adlarına verasetle iştirak şeklinde tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasında bulunan ... Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş 17.06.2013 gün 2012/26 Esas ve 2013/209 Karar sayılı mirasçılık belgesi ise ...’a ait olup tapu maliki olarak görünen soyadları bulunmayan kişilerin babası “...” olduğu şüphe ve duraksamadan uzak bir şekilde belirlenememiştir. Buna göre Mahkemece öncelikle tarih ve sayısı belirtilen mirasçılık belgesinde adı geçen miras bırakan ...’ın iptale konu taşınmazın maliklerinin miras bırakanı ... ile aynı kişi olduğunun duraksamadan uzak bir şekilde tespiti gerekmektedir. Bu nedenle davacılara Hazinenin de hasım gösterildiği tapu maliklerinin mirasçılık belgesinin alınması için süre ve imkan verilmesi tapu maliklerinin mirasçıları duraksamaya yer vermeksizin belirlendikten sonra davanın bu kişilere yöneltilmesi ,mirasçı bırakmaksızın ölümü halinde TMK 501. maddesi uyarınca mirasın Hazineye kalacağının gözetilmesi bundan sonra iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy