MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün Davacı Tereke Mümessili ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Tereke Mümessili ...; dava konusu 116 ada 85 parselin, tereke mümessilliğini yaptığı diğer mirasçıların, kendisinin ve davalının ortak miras bırakanı ...’dan kaldığını, ancak davalının hileli olarak ortak olan bu yeri tapuda kendi üzerine kaydettirdiğini bu nedenle tapunun iptali ile veraset ilamı gereği mirasçılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı; dava konusu yerin babasından kalmadığını kendi zilyetliğinde iken, Kadastro Mahkemesi kararıyla adına tescil edildiğini bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece;tüm dosya kapsamında taşınmazın davalıya murislerinin sağlığında verildiği ve 1976 dan bu yana davalının zilyetliğinde olduğundan davalı adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, ölü ... mirasçılarını temsilen tereke mümessili ... tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; ... mirasçıları arasında görülen ve davacıların adı geçen miras bırakandan kalan miras hakkına dayanarak açtığı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
1)Bu tür davalarda TMK md. 640 uyarınca terekeye temsilci atanmasına gerek bulunmadığı gibi davada taraf durumu almamış mirasçıların davaya katılmalarına ya da açılmış davaya muvafakat vermelerine gerek bulunmamaktadır Başka bir deyişle her bir mirasçı ya da mirasçılar kendi miras hakkına dayanarak diğer mirasçı aleyhine dava açıp yürütebilir. Somut olayda ; temyize konu dava tereke mümessili ... tarafından kendisi ve diğer mirasçılar nam ve hesabına mirasçılardan ... aleyhine açılmıştır. Buna göre aynı zamanda mirasçı sıfatı da olan tereke temsilcisi ...’nın açtığı iş bu davaya diğer mirasçıların katılımı sağlanması gerekli olup bu usuli eksiklik 6100 sayılı 124. maddesi uyarınca giderildikten sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken doğrudan tereke mümessili aracılığıyla davanın sürdürülmesi doğru görülmemiştir.
2)Esasa ilişkin temyiz itirazına gelince; dava konusu 116 ada 85 parsel Kadastro Mahkemesi’nin 26.09.2007 tarih, 2007/ 244 esas ve 2007/ 251 karar sayılı hükmü ile davalı ... adına tescil edilmiş olup karar 25.03.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Söz konusu dava dosyası ve kadastro tutanağı bulunduğu yerden getirtilip dosya arasına konularak hüküm kurulurken göz önünde bulundurulmalıdır. Esas ve karar numarası yazılı davada davacılar taraf durumu almadıklarından kesin hüküm oluşturmazsa da, dosya içeriğine göre söz konusu davanın güçlü delil olması mümkün olabilir. Bu nedenle söz konusu eksiklikler giderildikten sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı Tereke Mümessili ...’nın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 11.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.