MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki bağıştan rücu, tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde artık değere katılma alacağı davasının reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 19.02.2014 gün ve 126/130 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.04.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ..., karşı taraftan ... bizzat geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tarafların 1994 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde satın alınan taşınmazın paylı mülkiyet şeklinde taraflar adına tescil edildiğini, boşanma davasından sonra davalının sadakatsizliğini öğrendiğini, davalı adına kayıtlı bağış niteliğindeki 1/2 pay yönünden bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiğini açıklayarak bağıştan rücu nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline, kabul görmemesi halinde 1/2 pay üzerindeki müvekkilinin tasfiye alacağının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, genel mahkemelerin görevli olduğunu, bağıştan rücu koşullarının gerçekleşmediğini, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini ileri sürerek davanın görev ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Taraflar, 18.07.1994 tarihinde evlenmişler, 17.12.2012 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile boşanmışlar, eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 05.12.2012 tarihinde sona ermiştir. (TMK.m.225/2). Dava konusu 218 ada 4 parsel üzerindeki 77 nolu villa 25.02.2011 tarihinde satış yoluyla paylı mülkiyet şeklinde taraflar adına tescil edilmiştir.
Dava dilekçesindeki ilk talep, sadakatsizlik nedeniyle TBK.nun 285. maddesi uyarınca bağıştan rücu; olmadığı takdirde tasfiye alacağının tahsili isteğine ilişkindir. Talep öncelikle Borçlar Kanunu'na göre genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi) çözülmesi gereken bağıştan rücuya dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkin olup bu hususun
çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Saptanan bu olgu karşısında görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olmadığı, asıl ve ilk uyuşmazlığın mal rejiminden kaynaklanmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevi olduğunun kabulü gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde tutulur. Bu nedenle görevli mahkemenin genel mahkemeler olması nedeniyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edinilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL. Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25.20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.