MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, hem davacı hazinenin hem asli müdahilin davasının reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Maliye Hazinesi'ne izafaten Mal Müdürlüğü Mal Müdürü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazineyi izafeten ... Temsilcisi , dava konusu 121 ada 4 parsel sayılı 10001.72 m2 miktarındaki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tescil edildiğini, bu taşınmaz hakkında ırmak yatağı alanında olduğundan İl Mera Komisyonunun 23.12.2005 tarihli toplantısında alınan kararda 4342 sayılı Mera Kanununun 5. maddesi kapsamında değerlendirilmesine karar verildiğini, taşınmazın mera olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; dava konusu yerin dere yatağında kalmadığı gibi hiç bir zaman mera vasfında da olmadığını, kadimden beri ebeveynleri ve kendisi tarafından kullanıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Müdahil Üzerlik Köyü Tüzel Kişiliği; dava konusu yerin uzun zamandır köy tüzel kişiliğince kullanılan mera olduğunu, hazinenin davasının reddi ile dava konusu yerin tapusunun iptal edilerek köy tüzel kişiliği adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece; 1 fen, 1 harita, 1 jeoloji ve 1 ziraat bilirkişi ile yapılan 01.11.2013 tarihli keşif sonrası alınan 19.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında Kızılırmak nehrinin yatağında kaldığı, 1996 tarihli memleket haritasında ise taşınmazın ırmak yatağında olmadığı ırmak yatağının taşınmazın güney kısmına doğru yön değiştirdiği, çelişkili tanık beyanlarında nehrin yatağının 1980li yıllarda değişime uğrayarak bugünkü halini aldığı davalının zilyetlikle iktisap şartlarını sağladığı gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine , asli müdahil Üzerlik Köyü Tüzel Kişiliği‘nin talebi yönünden ise taşınmazın kadimden beri mera olarak kullanıldığına ilişkin yeterli delil elde edilemediği, hayvanların otlatılmasının taşınmaza mera vasfını vermediği ve taşınmazın sadece köy tüzel kişiliği tarafından kullanıldığının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresinde davacı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava;devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazda davalı ... lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşiflere katılan ziraatçı ve jeolog bilirkişilerin müştereken 1. Keşif sonrası tanzim ettikleri raporda; taşınmazın komşu parselleri olan (3, 5, ve 22 parseller) tespit edilmiş ve taşınmazın 10 yıl önceki haliyle, hali hazırda taşkının önlenmesi sonucu mevcut halinden bahsedilmiştir. 2. keşif sonrası raporda ise Ziraat bilirkişi; Taşınmaza pancar ekilip söküldüğünü, sulu tarım arazisi olduğunu, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmayıp vakıf, orman, mera ve ...ile ilgisinin olmadığını, taşınmaz üzerinde mera ve çok yıllık bitkilere rastlanılmadığını, 1992 tarihli hava fotoğraflarında işlenmiş tarım arazisi olduğunu, taşınmazın kadastrodan önce 25-30 yıldır sulu tarım arazisi olarak kullanıldığını, komşu taşınmazların da aynı toprak yapısında olduğunu,imar ihyasının tamamlandığını, zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğunu, 3. şahıslarla ilgisinin bulunmadığını; Harita ve Jeoloji bilirkişileri ise 1956 tarihli hava fotoğrafında Kızılırmak yatağı altında kaldığını, işlenmemiş olduğunu, 1992 tarihinde tarım arazisi ve işlenmiş toprak olduğunu, 1957 tarihli memleket haritasında Kızılırmak yatağında kaldığını, 1996 tarihindeki haritada ise yatağın olmadığını, yön değiştirdiğini, Kıyı kenara ilişkin kanunda belirtilen yerin dava konusu yeri kapsamadığını tespit etmişlerdir. Ancak taşınmazda imar-ihya işlemlerinin ne zaman tamamlandığı, komşu parsellerle benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu, aktif ya da taşkın ırmak yatağı içinde olup olmadığı, yakınında bulunan Kızılırmak dolayısı ile taşkınlara maruz kalıp kalmadığı, kalıyor ise ne kadar sıklıkla kaldığı, ırmağın yatak değiştirip değiştirmediği, değiştirmişse net olarak ne zaman değiştirdiği hususlarında yeterli açıklama yapılmamıştır. Ayrıca Jeoloji bilirkişi; 1992 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklamış olup tespit tarihi olan 13.05.2005 tarihinden geriye doğru 20 yıllık kazanım süresinin dolup dolmadığının ve imar -ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığının ispatı açısından farklı tarihli hava fotoğraflarıyla inceleme yapılmamıştır. Bu hususun ispatının sağlanabilmesi için mutlaka taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilerek uzman jeolog bilirkişilerce ayrıntılı inceleme yapılması, böylelikle taşınmazın sınırlarının ve niteliğinin belirlenerek ekili olan veya olmayan alanların net bir şekilde tespitinin yapılması gerekmektedir.
O halde mahkemece ;çekişmeli taşınmazın tespit tarihi olan 13.05.2005 tarihinden geriye doğru yukarıda da açıklandığı üzere 3 farklı tarihe ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallin en yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, önceki keşiflerde beyanına başvurulan kişiler, 1 fen, 1 ziraat ve 3 jeolog /jeodezi veya fotogrametri bilirkişi kurulu aracılığı ile yapılacak keşifte; yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi, niteliği, ırmağın aktif yada taşkın sahası içerisinde olup olmadığı, taşkına maruz kalıp kalmadığı, kalıyorsa ne kadar sıklıkta kaldığı, Kızılırmak'ın yatak değiştirip değiştirmediği, değiştirmişse hangi tarihte değiştirdiği, taşınmazın toprak ve bitki yapısı, taşınmazda imar-ihya işlemlerinin ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı, ne kadar süredir tarım arazisi olarak kullanıldığı, komşu parsellerle benzer ve farklı yönleri ayrıntılı bir rapor ile tespit edilerek zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi ve tespit tarihine kadar davalı yararına 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolup dolmadığı hususlarında somut olaylara dayalı ayrıntılı araştırma yapılmalı, önceki keşiflerde alınan beyanlar ile yapılacak keşifteki beyanların çelişmesi halinde yüzleştirme yapılarak çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, komşu parsellere ilişkin varsa benzer nitelikte mahkeme ilamları da getirtilerek dosya kapsamında iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ...temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26 .02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.