MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptal ve Tescil ile Sebepsiz Zenginleşmeye Dayalı Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalı mirasçılar arasında murisleri ... ve ...’den kalan dava konusu 212 ada 9 parsel için taksim davası açıldığını, dava konusu bu parselde zemin kat üzerindeki 11x13 m ebadındaki bina ile arka kısımda bulunan tek katlı 6,80x6,70 m ebadındaki yapıların davacı tarafından davalıların murislerinden 50.000 mark karşılığında 27.07.1996 tarihinde gayrimenkul satış senedi ile satın alındığını, ancak taksim davasında bu durumun dikkate alınmadığını, bu nedenle dava konusu yapıların mülkiyetinin tespit edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde davalıların sebepsiz zenginleşme ve alacak hükümlerine dayanarak davacının bu yapılar için ödediği sözleşmede yazılı miktarın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; tapu iptal ve tescil talebi yönünden Kadastro tespitinin 10.09.1996 tarihinde kesinleştiği, davacının 27.07.1996 tarihli sözleşmeye dayandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 03.06.2009 tarihinde davanın açıldığı, yine sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği alacak talebi yönünden ise, dava konusu taşınmazın hala davacı zilyetliğinde olup kullanıldığı ve davacının hali hazırda bir zararının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; haricen yapılan satım sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
1)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davacının alacak talebine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; kural olarak geçersiz sözleşmeye dayalı taşınmaz alım satımlarında herkes verdiğini geri alır.07.06.1939 tarih 1936/31 Esas ve 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı buna imkân tanımaktadır. Sözü edilen içtihadı birleştirme kararları uyarınca alıcı ancak, harici satış senedinde yer alan bedelin tahsiline karar verilmesini isteyebilir. Harici satış senedinde yer alan satış bedeli, denkleştirici adalet ilkesi göz önünde tutularak satış tarihinden dava tarihine kadar güncelleştirilmek suretiyle hüküm altına alınması mümkündür. Bilindiği üzere, geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Davacı bu talebini de satıcının külli halefleri olan mirasçıları davalılardan talep edebilir.
O halde Mahkemece; alacak talebi hakkında iddia ve savunmalar çerçevesinde taraf delilleri toplanarak toplanmış ve toplanacak delillerle birlikte yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları 2. bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya aykırı hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda 1.bentte belirtilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.