MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili, bir kısım davalılar ... mirasçıları ve... mirasçıları, davalı ... ve bir kısım davalılar vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmiş, bir kısım davalılar vekili Avukat ...'in duruşma talebi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin babası ile davalıların murisleri ...., ... ve Mehmet Kütükçü’nün dava konusu 1734, 1716, 2033, 2032, 2318, 2312 ve 795 parsellerde hissedar olduklarını, yine 397 parselin davalılar murisi ... adına kayıtlı olduğunu, 397 ve 795 parseller dışındakilere belediyece imar uygulaması yapıldığını davalıların murislerine hisseleri oranında imar parselleri verildiğini, davacının murisi ...’in dava konusu taşınmazları davalıların murislerinden 1950 yılında aldığını 50 yılı aşkın süredir önce davacının murisi sonra ise davacı tarafından malik sıfatıyla nizasız fasılasız zilyet olunduğunu, davalılar murislerinin tapu maliki göründüklerini, hepsinin vefat ettiğini ve ölümlerinin üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçtiğini tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiğinden bahisle davalılar murisleri adına olan tapuların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin ileri sürülemeyeceğini nizasız fasılasız 20 yıllık zilyetliğin de bulunmadığını haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuşlardır. Davalılardan ... ise kimlik bilgileri tasdik edilmekle davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece; kural olarak mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağı ancak somut olayda taraflar arasında mirasçılık bağlantısı varsa da dava konusu parsellerin paylı mülkiyet esasına göre tespit ve tescil edildiği, paylı mülkiyet halinde bir paydaşın diğer paydaşa karşı 3. kişi konumunda olduğu, bu durumda paydaşlardan birinin payının diğeri tarafından kazanılabileceği, bu doğrultuda keşif yapıldığı ve tanıkların dinlenildiği ve 1734, 2032, 2033, 2312, 2318 parseller ile 397 parsel yönünden kazandırıcı
-//-
zamanaşımı ile edinme koşullarının oluşmadığı, 795 ve 1716 parseller yönünden zamanaşımı ile edinme koşullarının oluştuğu, bu parsellerle ilgili ..., ... ve ... mirasçılarına ait ¼ er payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği, ... mirasçısı olan ...'un ise 05.09.2007 tarihli dilekçesi ile davayı kabul etmesi nedeniyle tüm taşınmazlardaki hisselerinin iptaliyle davacı adına tescili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı ...'in mirasçısı ... davayı kabul ettiğinden dava konusu olan... Mahallesi, 397, 795 ve 1716 parseldeki davalı ... hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu olan ... Mahallesi 795 ve 1716 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili davanın kabulüne, bu taşınmazlardaki davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,....Mahallesi 795 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak davalı ...'in mirasçıları ile ilgili davanın (mirasçı ... ...dışındakiler ile ilgili) reddine, ... ilçesi, 1734, 2032, 2033, 2312 ve 2318 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili olarak ...'in mirasçısı ... (....) dışındaki davalılar ile ilgili davanın reddine, bu parsellerdeki davalı ...'in mirasçısı ... (...)'un davayı kabul etmiş olması nedeniyle hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili, bir kısım davalılar vekili Av. ..., davalı ..., bir kısımı davalılar (...mirasçıları) vekili ve bir kısım davalılar (..., ..., ..., ..., ...mirasçıları ) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik ve TMK'nın 713/2 maddesindeki ölüm hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Dosya arasında dava konusu edilen 1734, 1716, 2033, 2032, 2318, 2312, 795 ve 397 parsellerin tapu kayıtları ve hatta imar uygulaması gördükten sonra yeni ada parsel numaraları almış olan (1734, 1716, 2033, 2032, 2318, 2312 parsellerin) son tapu kayıtları incelendiğinde tapu pay maliklerinin isimlerinin ...ve “... oğlu ...” olduğu tespit edilmiştir. Buna göre hisselerinin iptali istenen bu tapu pay maliklerinin dosya arasında mirasçılık belgeleri bulunan davalıların miras bırakanları olan “...”, “ ...’ten olma ...” ve “...” ile aynı kişi olup olmadığı mahkemece duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. O halde mahkemece yapılması gereken iş; davacı vekiline mirasçılık belgesindeki kişiler ile tapu pay maliklerinin aynı kişiler olup olmadığının tespiti için dava açmak ya da tapuda isim düzeltim davası açmak üzere süre ve imkan verilmesi söz konusu değişiklik yaptırıldıktan ve taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasına girecek şekilde karar verilmesi gerekmektedir.
Hükümde 397 parsel yönünden davalı ... (...) hissesi hakkında karar verildiği halde diğer davalıların payları hakkında olumlu ve olumsuz karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
795 parsel yönünden, hükmün 3. bendinde davanın kabulüne denildiği halde hükmün 4. bendinde ... mirasçıları (... hariç) hakkında davanın reddine denilerek iki hüküm fıkrası arasında çelişkili karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hükmün 5. bendinde haklarında hüküm kurulan 1734, 2032, 2033, 2312, 2318 parseller ile 3 . bentte hüküm kurulan 1716 parselin imar uygulaması sonucu başka ada ve parsellere dönüştükleri halde hüküm kurulurken en son ada ve parseller belirtilmeden hüküm kurulması hükmün infazında zorluk oluşturacağından doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.