MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, müvekkillerine ait eşyaların haczedildiğini, mahcuzların borçluya ait olmadığını, faturaları bulunduğunu açıklayarak davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davalılardan ...'ın haciz yapıldığı sırada haciz mahallinde olduğunu, davanın 7 günlük süre geçtikten sonra açılması nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczedilen eşyaların bulunduğu pansiyonun borçlu tarafından işletildiği sabit olup, istihkak iddia eden davacılar ile borçlu arasında akrabalık ilişkisinin bulunduğu,borçlu hakkında başka icra takip dosyalarının da olduğu, alacaklılardan mal kaçırılmaya çalışıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK'nın 96/3. maddesi uyarınca, malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü şahsın öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunması gerekir, aksi halde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Yedi günlük süre hak düşürücü mahiyette olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Somut olayda, dava konusu haciz 16.01.2015 tarihinde yapılmış olup, haciz sırasında hazır bulunan 3.kişi ... istihkak iddiasında bulunmamış, diğer 3.kişi ... ile birlikte 27.01.2015 tarihinde İcra Müdürlüğüne sundukları dilekçe ile istihkak iddiasında bulundukları görülmüştür. Ne var ki, davacı 3.kişi ...’ın haciz sırasında hazır bulunmakla haciz tarihi itibari ile hacizden haberdar olduğu, eşi olan ve kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri işyerinde yapılan hacizden diğer davacı 3.kişi ...’ın da aynı gün haberdar olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca davacı üçüncü kişilerin dava konusu hacizden 16.01.2015 tarihinde haberdar olduğu halde, 7 günlük süreden sonra istihkak iddiasında bulunulduğu anlaşılmakla, davanın süresinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenip sonuca gidilmesi isabetsiz ise de, istem sonuçta reddedildiğinden sonucu itibariyle karar doğru olmuştur.
Davanın usulden reddi gerektiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince, kendisini vekille temsil ettiren davalı alacaklı yararına, maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, maktu avukatlık ücreti yazılmasına karşın nispi olarak hesap edilen yazılı miktarda vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olmakla beraber bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Yerel Mahkeme hüküm fıkrasının 5. bendindeki “... 1.800,00 TL maktu avukatlık parasının” ibaresinin çıkartılarak yerine “...500,00 TL Maktu vekalet ücretinin...“ ibaresinin yazılmasına, hükmün ve gerekçesinin 1086 sayılı HUMKnın 438/son maddesi uyarınca düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİKnın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.