MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesat Aidiyetinin Tespiti ve Şerhi
... ve müşterekleri ile ... ve ... aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti ve şerhi davasının reddine dair .. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.12.2014 gün ve 175/569 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.04.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... bizzat ve müşterekleri vekili Av. ... geldiler. Karşı taraftan davalılar vekili Av. ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve müşterekleri vekili, taraflar arasında paylı mülkiyet şeklinde bulunan 5619 ada 36 parsel üzerindeki dairelerin vekil edenlerine ait olduğunu, davalıların muhdesatın meydana getirilmesine katkısı bulunmadığını açıklayarak muhdesatın tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, taşınmaz üzerindeki muhdesatın ortak muris tarafından yapıldığını, davacıların gelirleriyle katkıda bulunmadığını, taşınmazın belediye adına kayıtlı iken paylı mülkiyet şeklinde satın alındığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki 117 m2 yüzölçüme sahip dava konusu 5619 ada 36 parsel, 23.06.2006 tarihinde hükmen dava dışı ... adına tescil edilmiş, 29.11.2011 tarihinde tahsis nedeniyle ... Belediyesi adına tescil edilmiş, 30.05.2012 tarihinde ise satış nedeniyle paylı mülkiyet şeklinde davacılar ve davalılar adına tescil edilmiştir.
Tapu kaydına göre, dava konusu taşınmaz 30.05.2012 tarihinde satış nedeniyle paylı mülkiyet şeklinde taraflar adına tescil edilmiş, satın alma sırasında davacılar tarafından tapuya ihtirazi kayıt düşülmemiştir. Bu durumda, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası mevcut olsa dahi, temyize konu muhdesatın tespiti davası açmakta davacıların hukuki yararları bulunduğunun kabul edilemeyeceğine, tapu siciline güvenerek taşınmazı satın alan davacıların sebepsiz zenginleşme nedenine dayanarak dava açma hakları saklı bulunduğuna göre, mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddi doğru değildir. Ne var ki; hüküm redde ilişkin olup sonucu itibarı ile doğru bulunmaktadır. Bu nedenle karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca davacılar lehine 1.500,00 TL vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün vekalet ücretine ilişkin fıkrasındaki "...23.800,00 TL..." rakamının çıkarılarak yerine "...1.500.00 TL..." yazılmasına; hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL.Avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine,taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden ... ve müştereklerine iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.