MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün bir kısım davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... ... vekili, dava konusu 229 ada 45 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakanı tarafından ölünceye kadar bakma akdi ile devralındığını, tapu maliki ...'in 50 yılı aşkın süre önce mirasçı bırakmadan öldüğünü, TMK'nın 713.maddesi gereğince kazanma koşullarının gerçekleştiğini açıklayarak, taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek , vekil edeni ile birlikte tüm mirasçılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hazine ve ... Belediye Başkanlığı vekilleri ile dahili davalı kayyım vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı mirasçılardan ...'nin mazeretsiz olarak yargılamaya katılmadığı, yasal süresinde de yenileme yapmadığı, dava dilekçesinde açıklanan şifahi ölünceye bakma akdinin yasal şartlara uygun yapılmadığı, TMK'nın 713. maddesine ilişkin talep yönünde de yasa hükmü şartlarının oluşmadığı, tapu malikinin kim olduğunun açıkça anlaşıldığı, ... Belediye Başkanlığının yasal hasım olma zorunluluğu bulunmadığı gerekçeleriyle davacı mirasçı ... yönünden de davanın açılmamış sayılmasına, davacılar ..., ..., ... ve ... ... yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar Hanife ... mirasçıları ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... vekili ve vekalet ücreti yönünden de davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yazılı üç hukuki sebepten biri olan "...ölüm..." hukuki sebebine dayalı olarak ve tapu kütüğünün bu nedenle hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK'nın 713/2. maddesidir.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi , “Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Bundan ayrı, davacının iddasına konu yasal şartlara uygun olarak yapılmadığı belirlenen ölünceye kadar bakma akdi sadece tapulu taşınmazın satın alındığı tarihten itibaren kural olarak satın alan kişi veya kişilerin zilyetliğinin hangi tarihte başladığı bakımından kabul edilebilir. TMK'nın 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması için bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşullarında gerçekleşmiş bulunması gerekir. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Başka anlatımla mülkiyetin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında dava konusu taşınmazda davacı tarafın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıl süreyle zilyet ve tasarrufta bulunması gerekir. Bu koşullardan biri de 20 yıllık kazanma süresidir.
Somut olaya gelince; davacı ... ... dava konusu taşınmazın annesi Şemsinur tarafından tapu malikinden devralındığını açıklayarak, tüm mirasçılar adına miras payları oranında tescile karar verilmesini istemiştir. TMK'nın 701. maddesi gereğince terekenin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu ve elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunduğu, TMK'nın 640 ve 702. maddeleri hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığı, dava açmak da tasarrufi bir işlem olduğundan, miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla 3. kişilere karşı açılan davalarda, tüm mirasçıların birlikte dava açması gereklidir. Mahkemece 26.2.2009 tarihli yargılama oturumunda Şemsinur Salmanlı'nın terekesine mümessil tayin edilmek üzere dava açılması ya da mirasçılarının tamamından vekaletname alınıp ibraz edilmesi için süre tanındığı, ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/397 Esas, 2011/45 Karar sayılı ilamı ile Şemsinur Sarmanlı terekesini temsil etmek üzere ...'ın temsilci olarak atanmasına karar verildiği, tereke temsilcisi tarafından davacı ... ... vekiline vekaletname verilerek davada temsil edilmesinin sağlandığı görülmüştür. Yargılama devam ederken, davacı ... ... ölmüş, mirasçılarından ... ... 22.8.2012 havale tarihli dilekçesi ile mirasçı olarak davaya dahil edilme talebinde bulunmuş, hükümlü olan diğer mirasçılar ... ..., ... ... ve ... ...'ye vasi olarak atanmış ve bu kişiler yönünden eldeki davayı takip edebilmesi için husumete izin kararı almıştır. Saptanan bu olgular karşısında, dava dilekçesindeki talep ve aktif dava ehliyeti gereğince; Şemsinur Sarmanlı terekesine dahil olan davacı ... ... mirasçılarının davada yer alan tereke mümessiline muvafakatlarının alınması ya da yeni tereke temsilcisi atanarak davaya devam edilmesi ve talep sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, sadece davacı ... ... mirasçıları olan ..., ..., ..., ... ve ... ... yönünden hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Bundan ayrı, dava konusu 229 ada 45 parsel sayılı taşınmaz ...: ... kızı adına kadastro yoluyla 23.09.1941 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı, eldeki davayı Maliye Hazinesi ve ... Belediye Başkanlığı'na husumet yönelterek açmış, kayıt malikine kayyım olarak atanan ... İl Defterdarı ... davaya dahil edilmiş, ancak kayıt maliki ...: ... kızı mirasçıları belirlenmemiş ve davada taraf olarak yer almamışlardır. Bu tür davalar kamu düzeni ağırlıklı davalar olup, re'sen araştırma ve incelemeye tabidir. Davada TMK'nın 713/2 maddesine dayanılarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulduğuna göre, bu tür davalarda, davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gerekli olup kayıt malikinin veya mirasçılarının belirlenememesi halinde TMK'nın 501. maddesi uyarınca son mirasçının Hazine olması, ayrıca tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması nedeniyle Hazine'nin davada taraf sıfatını alması gerekliyse de kayyım atanmak suretiyle yürütülmesi mümkün değildir. Öteden beri sapma göstermeyen Daire uygulaması da bu yöndedir. Ne var ki, TMK'nın 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan davalarda yargılama sırasında da, taraf teşkilinin sağlanması mümkün olup, açılan bu davaların özelliği gereğidir.
Öyleyse Mahkemece; TMK’nın 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkün olduğundan, davanın öncelikle dava konusu taşınmazda tapuda malik olan ...: ... kızına husumet yöneltilmesi, bu kapsamda, anılan şahsın sağ olup olmadığının ve vefat etmiş ise varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için hasımlı (hasım Hazine olmak üzere) mirasçılık belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklamalar dikkate alınarak inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 15.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.