MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 1/2 hissesi davacı adına kayıtlı bulunan, 33 ada 97 parseldeki arsanın tamamına davacının kadastro tespiti öncesinde ve sonrasında 20 seneden fazladır malik sıfatıyla zilyet olduğunu, tapulamanın 14/03/1989 yılında geçtiğini, tapuda 1/2 malik gözüken ...:...’in kim olduğunun bilinmediğini, tapu kütüğünden anlaşılamadığını açıklayarak TMK.nın 712 ve 713 deki şartların gerçekleştiğini belirterek tapu kaydının 1/2 payının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalı ... ise davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazı davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla yirmi yıldır kullanmakta olduğu tanık beyanlarıyla ispat edildiğini, malik ... kızı ...'nin kim olduğu tapu kayıtları ve tanık beyanlarından anlaşılamadığı tüm aramalara rağmen ulaşılamadığı ve T.M.K.'nın 713 . maddesinde yazılı bulunan kazanma koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK 713/2.maddesine göre bilinmeme sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sırasında; dava konusu 33 ada 97 parselin senetsiz yerlerden olup tüm aramalara rağmen tapu kaydına rastlanmadığı, 1937 yılı genel tahririnde 1214 tahrir nolu vergi kaydı ile ... efendi kızları ... ve ... adlarına kayıtlı olup mahallinde uygulanan vergi kaydının hudut ve mevki itirariyle bu parseli kapsamına aldığı ve bu taşınmaz malın 30 yılı aşkın zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla ... efendi kızları ... ve ...’nin zilyet ve tasarruflarında iken bu hissedarlardan ...nın tutanağa ekli 1968 tarihli satış senedi ile 3000 lira karşılığı ... oğlu ...'a satarak bu taşınmaz üzerindeki hak ve alakasını kestiği ve zilyetliğini devrettiği, bu taşınmaz mal ... efendi kızı ... ve ...’ın zilyetliğinde iken 1970 yılında ½ hisse maliki ...'nin öldüğü ve bu taşınmaz üzerindeki hissesini mirasçılarına bıraktığı, fakat mirasçılarının kim olduğunun bilinmediği ve veraset ilamı da sunmadıkları, taşınmazın halen ... mirasçıları ve ...’ın zilyet ve tasarrufunda olduğu bilirkişiler ve muhtar tarafından bildirilmesi üzerine 27.10.1988 tarihinde ½ hissesi davacı ½ hissesi ise ...:... adına tespit edilmiş ve tespitin itirazsız kesinleşmesinden sonra, 14.03.1989 tarihinde tapuya tescil edilmiş ve dava tarihine kadar tapu kaydı intikal görmemiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, 33 ada 97 parselin 1/2 maliki ...:...’in kim olduğunun bilinmediğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Dava konusu 33 ada 97 parsele ait tapu kaydı, tapulama tutanağının edinme sebebi ve tapulama sırasında dava konusu parsele uygulanan 1937 tarih 1214 nolu vergi kayıtları ile tüm dosya kapsamından dava konusu parselin 1/2 maliki ...:...’in davacının taşınmazın ½ hissesini satın aldığı ...’nın kardeşi olduğu ve 1970 yılında öldüğünün belirtildiği bu suretle de tanınan ve bilinen kişi olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmamıştır.
Ayrıca dava, TMK.nın 713/2.maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. TMK.nın 713/2. Maddesindeki bilinmeme nedenine dayalı davalarda Hazinenin davada taraf durumunu alması ve davanın Hazineye yöneltilmesi gerekir. Tapu kütüğü kayıtlarının düzenli tutulması ve kütüğün tutulmasından Hazinenin sorumlu tutulması ilkeleri Hazinenin davada yer almasını gerekli kılmaktadır. Ancak, ayrıca taşınmazın bulunduğu yerdeki belediyenin dava edilmesine gerek bulunmamaktadır. Davalı ... yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HMUK.nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.02.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy