MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 1267 ada 6 parsel sayılı taşınmazın ½ hisseli olarak davalı ve müvekkili adına kayıtlı olduğunu, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/105 Esas ve 2009/1337 Karar sayılı ilamı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ve satış bedelinin ½ olarak paylaştırılmasına karar verildiğini, taşınmaz üzerine müvekkili tarafından yapılan evin dikkate alınmadığını belirterek taşınmaz üzerinde doğu tarafındaki evin davacı tarafından yapıldığının tespitini, satış yapılması halinde değerinin müvekkiline verilmesini, satış yapılarak değerinin eşit paylaşılması halinde 50.000,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme olarak davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmaz üzerindeki evi birlikte yaptıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/105 Esas 1337 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmaza ilişkin ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ve satış bedelinin taraflara tapudaki hisseleri nispetinde (eşit olarak) paylaştırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz neticesinde onanmak suretiyle kesinleştiği, iş bu dosyaya konu iddialarının ilk derece mahkemesinde ve temyiz incelemesinde açıkça ileri sürmesine rağmen kabul görmediği, davacının sunduğu kendi el yazısı ile yazılmış, tek taraflı beyanlarını içeren belgelerin davalı tarafın katılımı yada rızasının olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı vekilinin sebepsiz zenginleşmeye yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğinden; taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında, taşınmaz üzerindeki yapıların arzla birlikte satışına karar verildiği, bu doğrultuda muhdesat ile birlikte tespit edilen bedelin tapudaki payları oranında paydaşlara dağıtılmasına karar verildiği görülmüş, dava konusu taşınmazın ise; 27.10.2010 tarihli ihalede davalıya satıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davalının, davacı aleyhine sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, alacak talebinde bulunabilmek için fakirleşme ve zenginleşme anının birlikte gerçekleşmesi gerekir. 22.02.1991 gün ve 1990/1 Esas, 1991/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; paylı mülkiyette, paydaşlardan birinin taşınmaz üzerinde yaptığı muhdesat nedeni ile diğer paydaşın mamelekindeki artış, bu muhdesatın yapıldığı tarihte değil, ortaklığın giderilmesi yoluyla satışın yapıldığı ve muhdesat dahil satış bedelinden payını aldığı tarihte gerçekleşir. Eş söyleyişle; muhdesat bedelinin paydaşlara ödendiği tarihte, muhdesatı yapan paydaş fakirleşmekte, muhdesat bedelini alan diğer paydaşlar ise zenginleşmektedir. Ortaklığın giderilmesi davasının hukuki sebebi ile işbu sebepsiz zenginleşmeye dayalı davanın hukuki sebepleri farklıdır. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ortaklığın giderilmesi davasında verilen hükmün, aynı taraflar arasında görülen bu davada kesin delil olarak kabul edilemeyeceği de bir gerçektir.
Mahkemece aldırılan 13.07.2011 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda; 1267 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde doğu ve batı tarafında olmak üzere iki adet yapı olduğu, doğu tarafında (dava konusu bina) üç katlı sıvalı, badanalı, tüm imalatları bitmiş ve kullanılır halde bina olduğu; batı tarafında ise zemin katının taban döşemesi parkesinin yapılı olduğu, sıvalı badanalı, birinci katın ise tuğla duvarının olduğu bildirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili 02.11.2011 tarihli celsede davalı vekilinin "...bizim iddiamız ikinci kat veya zemin üstü birinci katın malzemesinin müvekkil tarafından ortak alındığı, bu malzeme ile inşaatın yapıldığı, üçüncü katın veya zemin üstü ikinci katın ise davacı tarafından kaçak olarak yapıldığı anlaşılmaktadır, bu miktarda müvekkilden istenmemesi gerekir ayrıca müvekkil tarafından alınıp daha sonra davacı tarafından iade edilen malzeme bedelleri de kaçak katta kullanılmıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...’in ‘‘... Davanın tarafları kardeştir. Dava konusu binanın üzerinde bulunduğu arsayı birlikte satın almışlardı. Doğu ve batı cephesindeki bölümler aynı şekilde olmak üzere zemin katıda yine birlikte inşa ettiler. İkinci kat inşaatı başlandığında davalı Mukadder Hanım benim artık maddi gücüm kalmadı, inşaatı devam ettiremeyeceğim dedi. 2003 yılı yaz aylarında da Yeniköyden ... Merkeze taşındı. Davacıda zeminde kendisine ait bölümün üzerine iki kat daha çıktı’’ şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...’ın ‘... mevcut binaların her ikisinin 1. katlarını 2001 yılı ortalarında bitirdiler ... 2003 yılı ortalarında davacı evin üst katlarını yapmak istediğini benden teknik yardım istedi, daha sonra doğu kısmındaki binayı bugünkü durumuna getirdi.’’ şeklinde beyanda bulunduğu, davalı tanığı ...’un ‘‘... 1. katları bitirip ikisi de taşındılar. 2. kat devam ederken aralarında anlaşmazlık çıktı. Anlaşamadılar. Bizim de tavsiyemiz üzerine Mükadder daha fazla tartışma olmaması için evden ayrıldı. Dediğim gibi 2. katı da ortak yaptırdılar.’’ şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu binanın zemin katının ve zemin üstü ikinci katının (üçüncü katının) davacı tarafından yapıldığı konusunda (davalı vekilinin 02.11.2011 tarihli celsedeki beyanı da dikkate alındığında) ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın zemin üstü birinci katta toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı vekili ve tanık beyanları dikkate alınarak taraf delilleri değerlendirilip beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre gerektiğinde dosyanın bilirkişiye tevdi ile alınacak rapor çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi