MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., davaya konu edilen 3, 7 ve 169 parsel sayılı taşınmazların, evveliyatının mirasbırakanlarına ait olduğunu, taşınmazlara ilişkin olarak mirasçılar arasında 30.10.1993 tarihinde taksim sözleşmesi yapıldığını, mirasçılar arasında yapılan taksim sözleşmesinde kendisinin imzasının bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu açıklayarak, dava konusu taşınmazların, davalılardan ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile, murisleri ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... ve ... vekili, davaya konu 3 parsel sayılı taşınmazda 16,025 m2'lik kısmın davacıya ait olduğunu, bu kısmı davacıya vermeyi kabul ettiklerini, diğer taleplerin ise haksız olduğunu, mirasçılar arasında taksim sözleşmesi yapıldığını ve taksim sözleşmesine istinaden mirasçılara isabet eden taşınmazları ilgili mirasçılardan satın ve devralındığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasçılar arasında yapılan taksim sözleşmesinin geçerli olduğu, davacının sözleşmeye istinaden kendisine kalan taşınmazları sattığı, Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesi uyarınca, hakkın kötüye kullanılmasının hukukça korunmayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar, Mahkemece, yazılı gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
1-Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 1.maddesinde; “Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır” hükmü getirilmiştir.
Eldeki davada davacı tarafından, 75,38 m2 yüzölçümlü 3 parsel, 396,62 m2 yüzölçümlü 7 parsel ve 1.493,97 m2 yüzölçümlü 169 parsel sayılı taşınmazlar dava konusu edilmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde dava değeri 4.800 TL olarak gösterilmiş ise de, Mahkemece, davaya konu taşınmazların değeri keşfen tespit edilmemiş, dava tarihi itibariyle, dava konusunun Sulh Hukuk Mahkemeleri görevi kapsamında olup olmadığı değerlendirilmemiştir.
Görev hususu kamu düzeninden olmakla, öncelikle Mahkemece, az yukarıda açıklandığı şekilde, davaya konu taşınmazların, dava tarihi itibariyle değerlerinin, keşfen tespiti ile görev hususunun denetlenmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi doğru olmamıştır.
2-Davacı tarafın, hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Her ne kadar, mirasçılar arasında düzenlenen 30.10.1993 tarihli taksim sözleşmesinde, davacı tarafın imzası bulunmamakta ise de, davacı taraf taksim sözleşmesine istinaden kendisine kalan taşınmazı 16.04.1996 tarihli satış senedi ile davalılardan ...'a sattığına göre, davacının taksim sözleşmesine muvafakat ettiğinin kabulü gerekir. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Ne var ki, taksim ve satış sözleşmesine konu olan taşınmazların, davaya konu edilen, 3, 7 ve 169 parsel sayılı taşınmazlar olup olmadığı duraksamaya yer vermeksizin belirlenmemiştir.
Başlangıçta davacının katılmadığı taksim sözleşmesi, sonradan davacının onay vermesi ile ya da taksim doğrultusunda işlemlerin yapılması ile geçerli hale geleceğinden ve Mahkemece de değinildiği üzere, hakkın kötüye kullanımı hukukça korunmayacağından, Mahkemece; yerel, teknik ve uzman bilirkişiler aracılığı ile, her bir taşınmaz başında ayrı ayrı keşif yapılarak, taksim ve satış sözleşmelerine konu taşınmazlar ile davaya konu edilen taşınmazların aynı taşınmazlar olup olmadığı tespit edildikten sonra, hangi taşınmazın hangi mirasçıya isabet ettiğinin, davacının kendisine isabet eden taşınmazları satıp satmadığının belirlenmesi, taksim ve satış sözleşmelerine konu taşınmazlar ile davaya konu taşınmazların aynı taşınmazlar olduğunun tespiti halinde; davalılardan ... ve ... vekilinin, davaya konu 3 parsel sayılı taşınmazda 16,025 m2'lik kısmın davacıya ait olduğu yönündeki beyanları değerlendirilmek kaydı ile davanın reddine karar verilmesi, davaya konu taşınmazların taksim ve satış sözleşmelerine konu taşınmazlar olmadığının tespiti durumunda ise, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı tarafın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy