MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalı vekilleri, davalılardan ...-... Emek vekili ve davalılardan Kamuran Khairzade mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin 360 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1080/1440 hissesinin maliki olduğunu, bu taşınmazı vekil edeninin 14/01/2010 tarihinde babası ...' dan devir aldığını, ...' ın ise bu taşınmazı 1984 yılında iktisap ettiğini ve o tarihten bu yana da taşınmazın tamamının vekil edeni ve babası tarafından nizasız, fazılasız malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazın 147/1440 hissesinin ... kızı ... adına, 180/1440 hissesinin ... oğlu ...adına, 33/1440 hissesinin ise ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, ancak diğer hissadarların bu taşınmaz üzerinde bir zilyetliğinin olmadığını, ... oğlu ...' in 1981 yılında vefat ettiğini, ... kızı ...' ın 1984 yılında vefat ettiğini, ...' in ise sağ olduğunu ancak taşınmazda herhangi bir tasarruf ve zilyetliğinin bulunmadığının tespit edildiğini belirterek dava konusu taşınmazın ...adına kayıtlı 180/1440 hissesinin, ... adına kayıtlı 147/1440 hissenin ve ... adına kayıtlı 33/1440 hissesinin iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile dava konusu 160 ada 3 parselde ...adına kayıtlı 180/1440 ve ... adına kayıtlı 147/1440 hissenin iptali ile davacı ...adına tapuya tesciline, davalı ... yönünden ise açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre, davacı taraf TMK'nun 713/2 maddesindeki '' ölüm '' nedenine dayanarak eldeki davayı açmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesinde "Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez." hükmü düzenlenmiştir.
Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, yapılması gerektiği belirlenen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca Hâkim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Mahkemece, davacının ...adına kayıtlı olan 180/1440 hisse ile ... adına tapuda kayıtlı olan 147/1440 hisse üzerinden 1984 yılından dava tarihi olan 22/01/2010 tarihine kadar taşınmazın nizasiz ve fasılasız kendisi ve davacının babası olan ...' ın kullandığının yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiği gerekçesi ile ... ve ...adına olan tapu paylarının iptaline karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, davalı tarafça tanık bildirildiği ve vazgeçme olmadığı halde, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin davalı tanıkları dinlenmemiştir.
Mahkemece, ara kararla, davalı tarafa, masraf yatırıldığı takdirde davalı tanıklarının dinlenmesi için davetiye çıkarılmasına karar verilmiş ise de; yukarıda bahsedilen kanun maddesi ve açıklamalar ışığında davalı tarafa bir ihtar yapılmamıştır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; davalı tarafa, davalı tanıklarının dinlenmesi için yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde usulüne uygun şekilde oluşturulacak ara karar ile süre verilmesi, tanık dinletilmesine karar verildiği takdirde, yeniden yapılacak keşifte davalı tanıklarının HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları aynı Kanunun 259. maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, zilyetliğin başlangıç ve süresiyle malik sıfatıyla zilyetlik olup olmadığı hususlarının tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirilmek suretiyle HMK’nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi ve bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; dava konusu edilen taşınmazın parsel numarasının 360 ada 3 parsel olması karşısında, 160 ada 3 parselin tapu kaydının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, bir kısım davalı vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.