MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., 98 ve 99 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu mahalde yer alan, davaya konu 7589 m2 miktarındaki tapusuz taşınmazı, daha önce taşınmazın zilyedi bulunan amcasının oğlu ...'dan 2011 yılının Haziran ayında aldığını, aralarında 15.05.2011 tarihli adi yazılı sözleşme yapıldığını, ancak 99 parsel sayılı taşınmazı satın alan davalı ...'nın, dava konusu yere, mısır ekmek suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak, davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının zilyetliği devraldığını iddia ettiği ...'ın taşınmazda malik sıfatı ile zilyet olmadığını, dava konusu alanı, 99 parsel sayılı taşınmazın önceki maliklerinden, halk arasında beşte bir diye tabir edilen usulle kiralayarak kullandığını, bu alanın, vekil edeninin satın aldığı 99 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde olduğunu ve parsel malikleri tarafından 10-15 sene kullanıldığını, vekil edeninin dava konusu yeri 99 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte satın aldığını, 98 parsel sayılı taşınmazın halihazırdaki malikinin davacı olduğunu ve 98 parsel sayılı taşınmazın eski maliki ... tarafından, 99 parsel sayılı taşınmaz maliklerine karşı, dava konusu yere ilişkin olarak daha evvelden de müdahalenin meni davası açıldığını ancak reddedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin uzun süredir devam ettiği ve zilyetliği devraldığı ...'ın taşınmazı kiracı olarak kullandığına dair delil bulunmadığı” gerekçeleri ile, “Davacının davasının KABULÜ ile; Fen Bilirkişisi İbrahim Barukcu tarafından düzenlenen 06.06.2014 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen ... Köyü kadastro çalışma alanı içerisinde kalan 4.168.60 m2'lik yer ile (B) harfiyle gösterilen ... Köyü kadastro çalışma alanı içerisinde kalan 3.839.17 m2'lik dava konusu yerlerde işgalci konumunda bulunan davalı ...'nın VAKİ MÜDAHALESİNİN MEN'İNE” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece, her ne kadar yukarıda yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Zira; yargılama sırasında beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları, genel itibariyle, köylerindeki uygulamanın, tapulu taşınmazların devamında tapusuz alan var ise, bu alanı tapulu taşınmaz sahibinin kullanması yönünde olduğunu ifade etmişlerdir.
Bu bağlamda; 22.06.2012 tarihli keşif mahallinde dinlenilen mahalli bilirkişi ...; “….Bizim köyde tapulu tarlanın devamında tapusuz alan olduğunda orayı tarla sahibi sürer...”, davacı tanığı ...; “….bu bölgede herkes tapulu tarlasının altındaki alanı kullanmaktadır….”, 11.07.2012 tarihli duruşmada dinlenilen davacı tanığı ..., “….bizim tarlamızı süren altında bulunan tapusuz yeri de sürer, bu bir teamüldür….” 5.6.2014 tarihli keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi...; “….buradaki yaygın kullanım tapulu arazinin bitişiğindeki tapusuz bölümün de arazi sahibi tarafından kullanılmasıdır….”, mahalli bilirkişi ..., “….çiftçilikle uğraşanlardan tapulu araziye bitişik tapusuz arazi varsa bu kısımları da sürenlerin olduğunu biliyorum, ... dava konusu yerin üst tarafını satın aldığını bana söyledi, alt kısmında bulunan tapusuz araziyi de bu şekilde sürmeye başladı….”, 25.12.2014 tarihli duruşmada dinlenilen davalı tanığı ... “….köyde genelde sahipli arazinin altındaki dere yatağı kısmı da arazinin sahibi tarafından sürülür….” şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Ayrıca, 22.6.2012 tarihli keşif mahallinde dinlenilen; Mahalli bilirkişi ...; “….99 nolu parselin eski maliki ...'ın ... ile aralarında salçalık biber ilişkisi vardı. ... 'a evinde kullanması için salçalık biber verirdi….”, davacı tanığı İsa Kıran; “...ben evveliyatında kim tarafından sürüldüğünü bilmiyorum, 99 parseli süren kişiler icara veriyordu….”, 11.7.2012 tarihli duruşmada dinlenilen davalı tanığı ...; “….dava konusu yerin üzerindeki tapulu yerin satışını biz gerçeklekştirdik, satışın içine hem tapulu yer, hem de altındaki avluk da dahildi, benim babam sağlığında avluğu davacıya icar karşılığı verirdi, ...dava konusu yeri şu anda ... kullanıyor, davacının bir hakkı yoktur….” şeklinde beyanda bulunmuş, aynı duruşmada dinlenilen davalı tanıkları ..., ... ve ...da aynı doğrultuda beyanda bulunmuşlardır.
Dosyaya sunulu Teknik Bilikişi raporlarından, dava konusu alanın, 99 parsel sayılı taşınmazın devamında olduğu görülmektedir. Az yukarıda açıklanan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu alanın, 99 parsel sayılı taşınmazın devamında bulunup, sözkonusu parselin satışı ile birlikte davalının kullanımına geçtiği ve davacı ...'ın zilyetliği devraldığı ...'ın taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olup malik sıfatı ile olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 07.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy