MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil Olmazsa Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, 332, 670, 862, 1397, 1419, 1976, 2945, 2947, 3385, 3383, 3639, 61, 3387, 1416, 2942, 2944 ve 2950 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak murisleri ... ile ... adlarına kayıtlı olduğunu, davalı ...'nin, dava konusu taşınmazlardaki miras paylarını, 40.000,00 TL bedel ve 1.000 TL de daha önce açmış olduğu ortaklığın giderilmesi davasının masrafları için olmak üzere, toplam 41.000,00 TL'ye vekil edenine sattığını, paranın vekil edeni tarafından davalıya 02.06.2008 tarihinde ödendiğini, bu işlemden sonra davalı ...'nin dava konusu taşınmazlar üzerindeki kullanım ve tasarrufuna son verdiğini, ancak tapuda tescil işlemlerini yapmaya yanaşmadığını açıklayarak, davalının miras paylarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, olmaz ise, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 02.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., satış bedeli olarak kararlaştırılan bedeli almadığını, taşınmazların devri için vekaletname vermesine rağmen bedelin kasıtlı olarak geciktirildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “Davanın tapu iptali ve tescil istemi yönünden REDDİNE, davacının geçersiz sözleşmeden doğan alacak isteminin kabulüne, geçersiz miras payının devri sözleşmesine dayanarak davalıya ödenen ve nedensiz zenginleşme doğuran 41.000,00 TL’nin 02.06.2008 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; miras payının devri sözleşmesine dayalı TMK'nın 677. maddesi uyarınca açılan pay iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi isteğine ilişkindir.
Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK.m.677/1). Bu kapsamda taraflar arasında yapılmış geçerli bir miras payının devri sözleşmesi bulunmamaktadır.
Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Sözleşmenin geçersiz olması durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Ayrıca, T.M.K'nın 4.maddesinde, “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir”, T.B.K'nın 50.maddesinde ise; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler” düzenlemeleri mevcuttur.
Somut olaya gelince; Mahkemece, her ne kadar, 41.000-TL'nin davalıdan alınmasına karar verilmiş ise de, bu bedelin davacı tarafından davalıya ödenip ödenmediği, ödendi ise ne miktar ödeme yapıldığı hususunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamış, bu nedenle değinilen hususlarda duraksama oluşmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş, taraf delillerini toplamak, tanıkların beyanlarını ayrıntılı olarak almak, oluşacak durum çerçevesinde, davacı tarafın yemin deliline dayanmış olduğu hususunu da gözönünde bulundurmak, ödemenin yapıldığının sübutu ancak, miktarının belli olmaması durumunda ise, T.M.K'nın 4.ve T.B.K'nın 50.maddesindeki düzenlemeler gözönünde bulundurularak toplanmış ve toplanacak delillere göre, satış tarihindeki satış bedelini belirlemek ve bu belirleme yapıldıktan sonra, yine toplanmış ve toplanacak delillere göre ve Denkleştirici Adalet İlkesi çerçevesinde, 10.07.1940 tarih ve 1939/2, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve Tefe-Üfe endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değeri saptamak, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hukukçu, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan rapor almak, müktesep haklar da gözönünde bulundurularak oluşacak duruma göre bir karar vermektir.
Mahkemece tüm bu hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Kabulü göre de, mahkeme kararında bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine denilmesine ve davada birden fazla davalı bulunmasına rağmen, bedelin ve yargılama giderlerinin hangi davalıdan alınmasına karar verildiğinin, hüküm yerinde açıkça gösterilmemesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin, temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.