MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil, Tazminat
... ile .... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının kısmen kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.06.2013 gün ve 136/299 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 101 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 1050 m2 lik kısmını 03.09.1996 tarihinde satın aldığını, fakat taşınmazın 06.12.2005 tarihinde muvaazalı olarak davalı ...'a devredildiğini açıklayarak, muvazaalı satış işleminin iptaline, vekil edeni tarafından satın alınan hissenin vekil edeni adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde, vekil edenine ait hisse oranında rayiç bedel ile üzerindeki ev değerinin sözleşmeye göre 5 katının şimdilik 10.000 TL'sinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 14.02.2012 tarihli dilekçesi ile, sözleşmeden dolayı istenen bedelin, satış sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart olduğunu açıklamıştır.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, sözleşme tarihinde tapulu olan taşınmazın haricen devrinin geçersiz olduğu açıklanarak tapu iptali ve tescil talebinin reddine, sözleşmenin geçerliliği bulunmadığından cezai şart da geçersiz olduğu bu nedenle cezai şart talep edilemeyeceği ancak, haricen sözleşme ile taraflar aldıklarını iade ile yükümlü oldukları gerekçeleriyle davacının ... mirasçıları aleyhine açmış olduğu bedel iadesi talebinin kabulü ile 10.000,00 TL'nin davacıya ödenmesine, davalı ... hakkındaki bedel iadesi talebinin husumetten reddine karar verilmesi üzerine hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 101 ada 30 parsel sayılı taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, 16.06.1993 tarihinde ... adına tespit edilmiş, ..., Aziz Kale ve arkadaşlarının itirazları neticesinde ... Kadastro Mahkemesi'nin 1993/188 Esas, 1998/17 Karar sayılı ilamı ile, 101 ada 30 parsel sayılı 24.609,14 m2'lik taşınmazın, A harfi ile gösterilen 3.308,60 m2 miktarindaki kısmının aynı parsel altında ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, bu karar 26.11.1999 tarihinde kesinleşerek, ... adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacının, öncesi tapusuz olan 101 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 1050 m2'lik kısmını, dosya arasında mevcut 03.09.1996 tarihli "Gayrimenkul alım satım senedidir" başlıklı senet ile 300.000.000 (üçyüz milyon lira) bedelle ...'den satın aldığı, bedelin ödendiği ve vazgeçildiği takdirde parsel rayiç bedeli ile üzerinde bulunan müştemilat bedelinin 5 mislinin ödeneceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Sözleşme dava konusu taşınmazın kadastro tespitinden sonra fakat kesinleşmesinden önce yapılan, cezai şart içeren tapusuz taşınmazın satışına ilişkindir.
Şu halde; somut olayda iddianın ilk bölümü tespit sonrası ve fakat kesinleşme öncesi eklemeli zilyetliğe ilişkindir. Dava konusu taşınmaz, kadastro çalışmaları sırasında senette devir borçlusu ... adına tespit görmüş ve hükmen Zeynep adına tescil edilmiş, daha sonra bu kişi tarafından diğer davalı ...'a tapuda satış suretiyle temlik edilmiştir. Tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar TMK'nun 762. maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğindedir. Aynı Kanunu'nun 763. maddesi uyarınca bu gibi malların mülkiyetinin devri zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşir. Tapusuz taşınmazın satışı resmi şekle bağlı olmadığından adi yazılı senetle satışı mümkündür. Bu durumda dosya arasında mevcut davacının davasına dayanak olarak sunduğu adi yazılı satış senedi tapulu taşınmaza ilişkin olmadığı için geçerlidir, ancak dava konusu taşınmaz devir borçlusu tarafından diğer davalı ...'a devredildiği gözönüne alındığında davacının muvaaza iddasının TMK'nun 1023. maddesi gereğince iyi niyet veya kötü niyete ilişkin olduğu kabul edilerek davacının tapu iptali ve tescil talebinin değerlendirilmesi, tapu iptali ve tescil talebi yerinde görülmediği takdirde davacının terditli talebi olan cezai şart isteminin değerlendirilmesi gereklidir.
Buna göre mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde toplanan taraf delilleri tartışılıp değerlendirilerek, öncelikle kadastrodan sonra ve fakat kesinleşme öncesine dayanan iddia bakımından, davalı ...'a karşı TMK'nun 1023. maddesi hükümlerinin nazara alınması, yerinde görülmediği takdirde cezai şart isteminin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m. 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.