MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
.... aralarındaki istihkak davasının kabulüne dair 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nden verilen 11.06.2015 gün ve 1085/534 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.02.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat .... geldi ve karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, haczedilen malların müvekkili şirkete ait olup, borçlu şirketin borcu için haczedilmelerinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına, mahcuzların değerinin %15'inden aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili haciz memuru tarafından haciz mahallinde yapılan evrak aramasında borçlu şirkete ait evraklar bulunduğunu, davacı şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, davacı şirketin borçlu şirket yetkilisi, Hüseyin Malkoç'un sevk ve idaresinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 02/10/2012 tarihinde haczedilen, dava konusu 1 adet Tezsan marka torna tezgahı, 1 adet Awea marka BM-1200 kalıp işleme makinesi ve 1 adet Weyrauch Borwek (Frese Makinesi)'nin haciz tarihi itibari ile davacı şirketin envanterine kayıtlı olduğunun 18.05.2015 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle, 3. kişi tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Her ne kadar Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesine göre, mahcuzların davacı şirketin envanterine kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelere göre; haciz mahallinde, borçlu şirket ile ilgili evraklara rastlandığı, davacının dayandığı faturaların tarihlerinin borcun doğumundan sonraki bir tarihe tekabül ettiği, ticaret sicil bilgileri incelendiğinde de, davacı 3. kişi şirketi kuruluş
tarihinin borcun doğumundan sonra olduğu, borçlu şirket yetkilisi ve ortakları ile davacı 3. kişi şirket yetkilisi ve ortakları arasında yakın akrabalık bağı bulunduğu görülmekte olup, ortaklık yapısı bakımından da anılan şirketler arasında organik bağın varlığının kabulü gerekir. Öte yandan; davacı tarafından sunulan faturaların, tanzim tarihinin tekabül ettiği yıllara ait ticari defterlerin kapanış tasdikinin yapılmadığı ve mahcuzla ilgili yapılan kira sözleşmesi adi nitelikte olduğu gibi, sözleşme tarihinin de borcun doğumundan sonra olduğu görülmektedir.
Tüm bu olgular karşısında, 3. kişi tarafından açılan istihkak davasının reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca; kabule göre de, yapılan takiple ilgili olarak kötüniyetli hareket ettiği ispatlanamayan davalı alacaklı aleyhine yüzde 15 oranında tazminata hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.691,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy