MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi; borçlu ...'in borcu nedeniyle kendisinin ekmiş olduğu ... mahsulüne 16/06/2015 tarihinde haciz konulduğunu, bahse konu taşınmazı borçludan 01/08/2014 tarihinde kiraladığını ve kiraladıktan sonra, beyanda bulunarak afyon mahsulünü ektiğini, gayrimenkul içerisinde bulunan mahsulün kendisine ait olduğunu, bu nedenlerle istihkak iddiasının kabulü ile mahsule ilişkin haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı 3.kişinin istihkak iddiasını ekli 01/08/2014 tarihli kira sözleşmesi ve ...'ne ait 16/10/2014 tarihli beyanname ile ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Dava, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Anılan Kanun’un 320/1. maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmiştir.
Ne var ki, anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Böyle bir uygulama, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Somut olayda, üçüncü kişi tarafından açılan davada; başvurma harcı ve takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden peşin nispi ilam harcı alınarak duruşma açılması, duruşma gün ve saatini bildiren tebligatın alacaklı vekiline yöntemine uygun olarak tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra gösterecekleri delillerin toplanması, deliller değerlendirilerek, taraflara bu konuda beyanda bulunma olanağının tanınması oluşacak sonuca göre işin esası hakkında hüküm verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle, usulünce taraf teşkili sağlanmadan eksik hasımla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy