MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 22.10.2013 tarihinde haczedilen mallara ilişkin 3. kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, ancak bu iddianın doğru olmadığını, malların takip borçlusuna ait olduğunu belirterek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı 3. kişi vekili, istihkak iddiasına konu malların kendilerine ait olduğunu, Koteksa tarafından düzenlenen fatura 05.09.2013 tarihli olup, bedelin 17.09.2013 tarihinde ithalat ödemesi olarak yapıldığını, millileştirme vergilerinin taraflarınca ödendiğini, ispat külfetinin alacaklıda olduğunu, borçlu şirketle aralarında organik bağın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/470 Esas sayılı dosyasıyla 21.10.2013 tarihinde borçlu şirket yönüyle ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil olmak üzere tüm takip işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, istihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, bu durumda her ne kadar davaya konu 22.10.2013 tarihli haciz işleminin iptaline ilişkin karar taraflarca ileri sürülmemiş ise de, haczin tedbir tarihinden sonra uygulandığı anlaşılmakla yapılan haczin geçersiz olduğu, buna göre taraflar arasında uyuşmazlığın kalmadığı, davaya konu menkul malların konişmentodaki ciro ve devir ile hacizden önce mülkiyetinin davalı 3. kişiye geçtiğinin kabulü gerektiği, bu durumda takip alacaklısının delil durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle dosyada geçerli haciz bulunmadığından uyuşmazlığın özü hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı 3. kişi lehine taktir edilen 6.880,53 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı 3. kişiye verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, herşeyden önce hukuken geçerli bir haciz bulunmasıdır.
Dava konusu olayda, ...İcra Müdürlüğü'nün 2013/1614 Tal. sayılı dosyası üzerinden 22.10.2013 tarihinde davaya konu haciz uygulaması yapılmış ise de, temyize konu kararın gerekçe kısmında da isabetli olarak belirtildiği üzere, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/470 Esas sayılı dosyasıyla 21.10.2013 tarihinde borçlu şirket bakımından ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil olmak üzere tüm takip işlerinin yapılmasının tedbiren durdurulması yönünde karar verildiği görülmektedir. Bu bilgilere göre; 22.10.2013 tarihli dava konusu haciz geçersizdir.
Bu durumda, istihkak davasının açıldığı tarihte ortada geçerli bir haciz bulunmadığından, dava ön koşulunun yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken uyuşmazlığın özü hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; ön koşulun yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine göre, davada haksız olan taraf aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.