MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1263 parsel sayılı taşınmazın tahminen 5500 m2'lik bir yerinin 1960 yılında babası ... tarafından imar ve ihya edilip tarla haline getirildiğini ve dava konusu yerin taksimen vekil edenine geçtiğini, uzun yıllardır zilyet sıfatıyla aralıksız olarak dava konusu yeri kullandığını, dava konusu taşınmazın İçel Valiliği'nin 06.08.1986 tarihli işlemi ile 2980- 3290 sayılı Yasa'nın 10/c maddesi uyarınca idari yoldan davalı adına tescil edildiğini, oysa dava konusu taşınmazın devir alınan zilliyetlikle birlikte 50 yılı aşkın bir süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek, 1263 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 5500 m² miktarındaki yerin vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, görev itirazında bulunduklarını, dava açmak için hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, idari yargının görevli olması ve yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar olarak gösterilmiştir.
Yargı yetkisinin ise, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir. Yürütme görevinin, kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayarak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar verileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
Somut olayda, davacı, zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve tescil kararı verilmesini istemiş olup, yukarıda açıklandığı gibi idari bir işlem ve kararın iptali istenmediğinden uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerekir.
O halde, mahkemece, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.