MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. şahıs vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 14.7.2014 tarihinde davalı borçlunun ticari işletmesinin bulunduğu adreste bir kısım menkul malların haczedildİğini, haciz sırasında 3. kişi ...'nın iş yerini borçlu şirketten devraldıklarını beyan ettiğini, devrin muvazaalı olduğunu belirterek 3. kişinin İstihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, vekil edeni ile borçlu arasında herhangi bir devir İlişkisi bulunmadığını, işletme devrinin, yazılı sözleşme yapılmasına ve bunun ticaret siciline tesciline bağlı olduğunu, ortada geçerli bir devrin olmadığını, vekil edeni ile mülk sahibi arasında kira sözleşmesi yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında ticari işletmenin devrinin gerçekleştiği, İİK’nun 44 ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 179.maddesi ile 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu'nun 202.maddesine göre işletmeyi devralan üçüncü kişi-davalının takip borçlusu şirketin borçlarından sorumlu olacağı gerekçesi ile alacaklı-davacının davasının kabulüne ve üçüncü kişi-davalının istihkak iddiasının reddine, yasal şartların oluşmaması nedeniyle alacaklı-davacı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Takip borçlusu ile davalı 3. kişi arasında yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu iddiası alacaklı vekili tarafından ileri sürülmüştür.
Devredilen İşletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca; İİK'nun 44. Maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İIK 337/a) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu haczin yapıldığı iş yerinin borçlu şirketin ticaret sicilindeki adresi olduğu çekişmesizdir. Borçlu şirket ile 3. kişi aynı İş kolunda ticari faaliyette bulunmaktadır. Davalı 3. kişi, haciz adresindeki faaliyetine, borcun doğumundan ve takip tarihinden sonra başlamıştır. Ayrıca, 3.kişinin sunduğu vergi levhası ise beyana dayalı olarak düzenlenen her zaman temini mümkün belgelerdendir. Bundan ayrı, kira sözleşmesinin şahıslar arasında her zaman düzenlenebilecek nitelikte belgelerden olup kira başlangıç tarihi borcun doğum ve takip tarihinden sonradır. Bu koşullarda, istihkak iddiası kanıtlanamamış olup istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir.
Bu bilgilere göre Mahkemece, muvazaa nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değil ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün açıklanan değişik gerekçeyle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438. maddesi uyarınca ONANMASINA,taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 21.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.