MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 176 ada 9 parselin davacıların murisi ...’dan miras kaldığını, davacıların murisinin bu yeri 1952 tarihli belgeyle ...’dan satın aldığını, davacı ...’un 1984'te tapu tahsis belgesi için başvurduğunu, ancak tahsisten sonra işlem yapmadıklarını, 14. Hukuk Dairesinin sit alanları ve bu gibi alanlarda taşınmazların koşullar oluştuğunda tescile yönelik istemin hüküm altına alınması gerektiğini belirttiğini, dava konusu parselin istisnalar grubuna girdiğini, koşullar oluştuğu için davaya konu yerin kazanılması gerektiğinden tapunun iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. Davacılar vekilinin talebi mahkemece yeniden açıklattırılmış olup buna göre davacıların 20 yıldan fazla süredir dava konusu yeri kullandığını, devir işleminden sonra dahi 60 yılı aşkın süre geçtiğini,bu nedenle TMK 713. madde sebebiyle olağanüstü zamanaşımı ve dosyadaki belgeler dolayısıyla talebin tapu iptal ve tescil olduğu bildirilmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan tüm delillerden, davacı tanıklarının açık anlatımlarından, harita mühendisi bilirkişi raporunda kırmızı renkli olarak gösterilen taşınmazın 22/10/1952 tarihli satış senedine göre; "... numara ile mürakkam bir oda ve bahçesi..." ... ... tarafından davacıların murisi ...'a 400 TL karşılığı satıldığı bu tarihten sonra muris tarafından kullanıldığı, ...'un ölümü ile mirasçıları davacıların aralıksız ve çekişmesiz, bir biçimde zilyet ve tasarruf ettiği, harita mühendisi bilirkişi raporunda kırmızı renk ile gösterilen taşınmazın davacıların kullanımında olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne davacılar ..., ..., ..., ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Maliye Hazinesi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1) Davacılar; miras bırakanları ...'un 22.10.1952 tarihinde dava konusu taşınmazı satın aldığını belirterek eklemeli zilyetliğe ve miras hakkına dayanarak iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Dava konusu taşınmazın muris tarafından satın alındığı iddia edildiğine göre; dosya içerisinde ...’a ait veraset ilamı mevcut olup bu veraset ilamına göre murisin davacılar ..., ..., ... ve ... dışında da mirasçıları olarak eşi ... ve oğlu ...’un da olduğu anlaşılmıştır. Davacı ...’a ait dosya arasına alınan nüfus kayıt örneğinde ...’un 2.12.2011 tarihinde, oğlu ...’un ise dul olarak 08.11.2007 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir. Yine karardan sonra 10.07.2015 havale tarihli ... varisleri vekili olduğunu belirten Av ... tarafından verilen dilekçeden ...’un oğlu ... nedeniyle başkaca mirasçıları olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle ...'a ait yeniden mirasçılık belgesi getirtilerek öncelikle taraf teşkili sağlanması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2)Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 176 ada 9 parselin davacıların murisi ...’dan miras kaldığını, davacıların murisinin bu yeri 1952 tarihli belgeyle ...’dan satın aldığını, davacı ...’un 1984'te tapu tahsis belgesi için başvurduğunu, ancak tahsisten sonra işlem yapmadıklarını, 14. Hukuk Dairesinin SİT alanları ve bu gibi alanlarda taşınmazların koşullar oluştuğunda tescile yönelik istemin hüküm altına alınması gerektiğini belirttiğini, dava konusu parselin istisnalar grubuna girdiğini,koşullar oluştuğu için davaya konu yerin kazanılması gerektiğinden tapunun iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. Bunun üzerine Mahkemece davanın dayanağının hangi hukuki sebep olduğunun davacı vekilinden açıklamasının istenilmesi üzerine, davacı vekilinin 18.12.2013 havale tarihli beyanında davacıların 20 yıl, hatta daha fazla zamandır dava konusu taşınmazı kullandıkları, dava konusu taşınmazların ...’ın devrinden sonra dahi 60 yılı aşan zaman geçtiğini, hukuki sebep olarak TMK 713 vs. maddeleri sebebiyle olağanüstü zamanaşımı ve de sair belgeler dolayısıyla mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini talep ettiğini belirtmiştir. Davacı vekili ayrıca 22.01.2014 tarihli duruşmadaki beyanında TMK 713 maddesine dayanarak dava açtıklarını, yine 07.04.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ise, 20 yıllık zilyetliğe dayanarak davayı açtıklarını beyan etmiştir.
Buna göre Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinin 1. fıkrasında “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazın davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı kanunun 713. maddesinin 2. fıkrasında “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan , yirmi yıl önce (...) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Maddedeki “ölmüş “sözcüğünü 17.03.2011 günlü 2009/58 esas ve 2011/52 karar sayılı kararla Anayasa Mahkemesi iptal etmiştir. Aynı kararla "Ölmüş" sözcüğünü izleyen “ya da” sözcüğünü de iptal etmiştir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasanın 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Kökleşmiş Yargıtay ve Dairemiz uygulamalarına göre Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
O halde; davacının yukarıda belirtilen maddeler doğrultusunda bunlardan hangisine dayandığının HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında net bir şekilde sorulup belirledikten sonra aynı kanunun 33. maddesinde düzenlenen “Hakim Türk Hukukunu resen uygular.” hükmü gereği hukuki nitelendirmeyi yaparak iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak delilleri tartışarak sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken davacının TMK’nın 713 . maddesinin 1. ya da 2. fıkralarından hangisine dayandığı açıklattırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.