MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün Hazine (Kayyım) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 550 ada 15 parselin dava dışı 16 parselde bulunan evle birlikte davacıların dedeleri ... tarafından davalı ... ...’den satın alındığını, ondan da davacıların babaları Muharrem Lafçı’ya geçtiğini, 20 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu, taşınmazın maliki görünen bu ... ...’in mirasçılarının bulunamadığını ve kim olduğunun, yaşayıp yaşamadığının tespit edilemediğini, bu nedenle TMK 713 de belirtilen olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabın koşulları oluştuğundan tapunun iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı kayyım vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; kayıt maliki ... ... adına 1970 yılındaki kadastro tespiti sırasında senetsizden maliki ölü olduğu şerhi verilerek tespitinin yapıldığı, davacıların miras bırakanı tarafından dava konusu yerin ölü malikin tespit edilemeyen mirasçılarından satın alındığı, dava tarihine kadar nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürdüğü kadastro tespitinden dava tarihine kadar geçen sürede ölü malik mirasçıları tarafından tapuda herhangi bir intikalin yaptırılmadığı, tapunun hukuki kıymetini kaybettiği, TMK'nın 713/1. maddesinde yazılı şartların oluştuğu ve taşınmazın zilyedi olan davacı tarafından iktisap edilebileceği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, ... ... ve mirasçılarının yapılan araştırmalarda bulunamadığını, şahsın yaşayıp yaşamadığının, ne de kim olduğunun (açık kimliğinin) tespit edilemediğini belirterek TMK 713 de belirtilen olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisap koşulları oluştuğundan tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Yine davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde kayyım vekilinin Anayasa Mahkemesince “”ölüm “hukuki sebebinin çıkarıldığına ilişkin savunmasına karşılık beyanda bulunmuş ve 2011 yılına kadar davacılarca zaten kazanılmış bir mülkiyet hakkının kurulmuş olduğunu belirtmişse de cevap dilekçesinin 3 maddesinde “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamadığı için yargılama konusu taşınmazın hiçbir dava olmaksızın ve aralıksız olarak 20 yılı aşkın bir süredir davacılar ve murisi tarafından kullanılıyor olması tescil için yeterlidir.” demekle Dava; TMK 713/2 “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan”hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden ; dava konusu 550 ada 15 parselin kadastro çalışmaları esnasında tapuda kaydına rastlanmayan bu gayrimenkulün tapusuz olarak ... ...’in ceddinden intikalen ve taksimen 30-40 senedir nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda iken 1938 yılında ölmüş olduğu vereseleri tarafından veraset belgesi ibraz edilmediği ve halen ... mirasçıları zilyetliğinde olduğu belirtilmekle ölü ... ... adına 22.05.1970 de tespit yapılmış olup askı ilan sonrası 21.10.1970 tarihinde kadastro tespiti kesinleşmiştir. Yine davacılar vekili dava dilekçesinde açıkça bu yerin ... ...’den satın alındığını belirtmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; dosya içinde bulunan dava konusu 550 ada 15 parsele ait kadastro tutanağındaki bilgiler ile davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanlar ve dosya kapsamına göre, tapu maliki ... ...’in ismi belli, tanınan ve bilinen kişi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak, dayanılan hukuki sebebe göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.