MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesat Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/94 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 195 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalının ½ şer hisse ile müşterek malik olduklarını, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların aidiyetinin tespiti ile ilgili olarak 26.03.2014 tarihli duruşmada taraflarına süre verildiğini, uyuşmazlık konusu iki adet yapıdan 5 nolu alanın tamamının 6 nolu alanın ise ½ hissesinin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kura çekmek suretiyle taşınmazın paylaşıldığını, her iki tarafın da kendisine düşen yere ilaveler yapmak suretiyle o tarihten bu yana kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 195 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 5 nolu bölümünün davacı tarafından yaklaşık üç dört yıldır kullanıldığı, 6 nolu bölümün ise ortak alan olarak belirlendiği ve davacı tarafça da traktör konulmak suretiyle kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 22/10/2014 havale tarihli teknik bilirkişi ...'in raporunda yer alan ... mahallesi/köyü, ... mevkii K28-D-10-C paftada yer alan 195 ada, 2 parselde bulunan 5 numara ile gösterilen alanın tamamı ile 6 numara ile gösterilen alanın 1/2 hissesinin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına tapu kütüğüne tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK'nun 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'nun 74, 75 ve 76. maddeler) gereğince, Hakime aittir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 26. (1086 sayılı HUMK'nun 74.) maddesine göre; hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Talepten fazlaya karar verilebilmesi ancak davalının muvafakatiyle mümkündür (HMK m.141/2).
Bu ilkeler ışığında, davacının dava dilekçesi içeriğindeki anlatımı ve yargılama sırasındaki açıklamaları ile ortaklığın giderilmesi davasında yapıların aidiyetinin tespiti hususunda verilen yetki içeriğine göre, dava; muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde (dava konusu muhdesatları kimin yaptığı, kadastro tespit tarihinde olup olmadığı hususları da irdelenerek) oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğin ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.