MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi-Yıkım ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin 1400 ada, 9 parseldeki gayrimenkule müşterek zilyet olduklarını, dava konusu 1400 ada 10 nolu parselin... adına kayıtlı iken davalı ...'na devredildiğini, davalı tarafından iki gayrimenkul arasına örülen duvarın 1400 ada 9 nolu parsele tecavüz ettiğini belirterek elatmanın önlenmesi, tecavüz edilen kısmın yıkılması ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 3.000,00 TL ecrimisil bedeline hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın zilyetliğin korunmasına ilişkin olması nedeniyle mahkemenin görevli olmadığı, davacıların malik sıfatları olmadığından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı ve dava konusu taşınmazın müvekkilinin zilyetliğinde olmadığını açıklayarak husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Dahili Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davacı ... ve ... tarafından, müşterek zilyet oldukları ... İlçesi, ...parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı kanun kapsamında 16.01.2014 tarihinde Belediyelerine devir edilen taşınmazlardan olduğunu, mülkiyet sahibi olmayan davacıların hukuken müdahalenin men'i ve ecrimisil isteme haklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu 1400 ada 10 no’lu parselin beyanlar hanesinde kullanıcı olarak...'in fiili kullanımında olduğunun belirtildiği, davalının pasif husumet ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, süresi içerisinde davacı ve dahili davalı Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydındaki şerh ve zilyetliğe dayalı elkoymanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içerisindeki Tapu kayıtları ve Kadastro Tespit Tutanaklarına göre, dava konusu 1400 ada 9 ve 10 no’lu parsellerin bahçe niteliği ile 26.07.2010 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti sonucu Maliye Hazinesi adına tespit gördükleri, parsellerin Kadastro Tespit Tutanağı Beyanlar Bölümlerinde sırasıyla “6831 sayılı kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılmıştır. İş bu taşınmaz bahçe olarak 30 yılından beri ... oğlu ... ve ... oğlu ...'ın müştereken kullanımındadır” ve “ 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılmıştır. İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yılından beri ... oğlu ...'in kullanımındadır. İş bu taşınmaz üzerindeki 2 katlı bina ... oğlu ...’in kullanımındadır.”denildiği, 11.11.2014 tarihli tapu kayıt içeriklerinden de her iki taşınmazın muhdesat bilgileri korunmak suretiyle 6292 sayılı kanun gereği ... Belediyesine satış yapılarak devredildiği anlaşılmaktadır.
Yargılama aşamasında yapılan 11.06.2014 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı ile keşif sonrası duruşmada dinlenen davalı tanık beyanları arasında çelişki mevcuttur.
Şu halde Mahkemece yapılacak iş; ... Kadastro Mahkemesi'nin 06.11.2012 gün ve 2010/1031 Esas, 2012/1021 Karar sayılı Kadastro Tespitine itiraz dosyası celp edilerek mahallinde yeniden yapılacak keşifte mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının 6100 sayılı HMK'nın 243 ve 244.maddeleri (HUMK'nın m.258) uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları aynı Kanunun 259/2 ve 290/2 maddeleri (HUMK m.259) gereğince taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde mahalli bilirkişilerin dinlenmesi ve az yukarıda açıklanan tanık beyanları arasındaki çelişkinin de giderilmesi, taşınmazın kim tarafından kullanıldığının, uyuşmazlık konusu duvarın kim tarafından inşa edildiğinin kendilerinden sorularak bu hususun açıklığa kavuşturulması, ondan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması Usul ve Kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMKnın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre, dahili davalı Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMKnın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.